56836209
Bugun...


ADALET DEMİR


facebook-paylas







80'ini Aşmış BİR DELİKANLI “Koreli İrfan” İrfan GÜLYEN
Tarih: 18-04-2015 13:28:00 Güncelleme: 20-04-2015 14:04:00


Bornova’nın nam-ı değer asker traşlı, ak saçlı seksen yaşlarını aşmış Koreli İrfan’ı tanımayan, sevmeyen yok gibidir.

    Özellikle sosyal hayatın ve spor dünyasının simge isimlerindendir. Öyle ki uzun yıllar Bornova Belediyesi'nde tek başına tahsildarlık yaptığı için çalmadık kapı bırakmamıştır. 

    Bunlar biraz insanlara garip ve tuhaf gelebilir fakat bazı olayları yaşamayanlara anlatmak zordur. Eskiden tahsilatlar masa başı yapılmazdı. O yıllarda ne internet vardı, ne de bilgisayar. Tabana kuvvet yayan, kapı kapı dolaşılır, hah kahvelerde, kah lokantalarda  cumartesi-pazar dahil yüz yüze tahsilatları elden toplanırdı. 

    Onun için eski Bornova’nın hemen hemen her mahallesinde çevresi oldukça geniştir. Doğal bir insan olduğundan, büyüğünden küçüğüne herkesin sevgilisi olmuştur.

    Kiminin İrfan ağabeyi, kiminin İrfan amcası, kiminin de İrfan babası. Bugün bile kimin ne derdi varsa ona gelir, O da bu yaşına rağmen genç bir delikanlı gibi hiç yorulmadan dolu dizgin oradan oraya koşturur, konu komşu kim varsa her kesin derdine derman olmaya çalışır.

    Rahmetli ağabeyime benzetirim onu. Hayatı boyunca para pulla işi olmamıştır. Rahmetli Haydar ağabeyim de öyle bir adamdı. Zaten ağabeyim ile İrfan bir bakıma akraba sayılırlardı. Akrabalıkları birbiriyle bacanak olduklarından gelir. İkisi de Boşnak olan iki kız kardeşi kaçırarak evlenmişlerdi.

    Yengem Remziye 18 yaşından küçük olduğu için, ağabeyim 8 gün nezarette yattı.  Koreli'nin eşi Fatma’nın yaşı tuttuğu için İrfan’a bir şey olmadı.

    Ağabeyim Haydar, Bornova Belediyesinde Fen İşleri Müdürlüğü kadrosunda, ambar memuru idi. İrfan ise tahsildar. Daha o yıllardan tanırlardı birbirlerini, daha sonra bacanak oldular ve sonrasında da çok iyi iki arkadaş, çok iyi dost.

    Hemen hemen her gece ağabeyimin Kızılay Mahallesi'ndeki evine gelir orada demlenirlerdi. İçki sofrasından çok keyif alırlardı. Mesai biter bitmez evin bahçesi sulanır, mezeler hazırlanır, sofraya oturulurdu. Değmeyin keyiflerine.

    Sadece o mu? Ortak arkadaşları olan Bahriyeli Bakkal Osman, ev şarabı yapardı, akşam “el ayak çekidiğinde”  orada da demlendikleri çok olmuştur.

    Koreli İrfan da bizim gibi göçmen bir ailenin çocuğuydu. Biz Girit göçmeni idik, onlar ise Selanik... Hatta babası Saraç Osman amca Selanik’teki Atatürk’ün müze olan evine komşu olduğu için hep övünürdü.

    Bir keresinde sormuştum. 

    Osman amca sen saraçlık yapıyorsun, neden saraç soyadı almadın da Gülyen soyadını aldın? diye.

    Ana dili rumca olduğu için doğru düzgün Türkçe konuşamadığından, bana Türkçe-Rumca karışımı o günlerin heyecanı ile anlatırken şu cevabı vermişti;

    Atatürk’ün doğduğu evinin bulunduğu yerde kule kahvesi varmış. Onlarda oralarda oturuyorlarmış, her taraf güllük, gülistanlıkmış. O da orayı anımsatsın diye soyadı kanunu çıkınca Gülyen soyadını almış.

    Soyadı kanunundan evvel kendisi şalvarlı saraç Osman diye anılırmış. Korelinin babası saraç Osman benim babam Kadri çavuş gibi iri yapılı, boylu poslu bir adamdı. Onun da boyu iki metreye yakındı. Yine aynı babam gibi çok sakin bir adamdı. 

    Bildiğim kadarıyla seneler evvel, Bornova’dan önce Ballıkuyu’da otururlardı. Daha sonra İrfan Kireçli Kuyu da büyümüş, 10 yaşındayken diğer büyük kardeşleri ile Bornova’ya geldiler.

    Babası Osman amca saraçlık mesleğini yapıyordu ama, başını sokacak dükkanı falan yoktu. O da yine babam gibi tütün mağazasında çalışıyordu. 

    Saraçlığı evinde yapıyordu, biryandan da köylere hamut işleri yapardı. Osman amcanın Selanik’ten bir ustası vardı. Mezarlıkbaşı semtinde o da saraçlık yapardı. 

    Hatırladığım kadarıyla adı Kerim ustaydı. Çünkü o yıllarda Kerim usta çok meşhurdu. Ona yardıma gidiyordu. 

    Güçlü kuvvetli sağlam bir adamdı Osman amca. Babam gibi aktarmacıydı 80 kiloluk tütün balyasını kuş gibi oradan oraya koyuyormuş. 

    Annesi Rumeli’nin Usturumca köyündendi.  Dün gibi hatırlıyorum Ayşe teyze namazında, niyazında bir kişiydi. Çok bilgili, azimli bir kadındı, çok hamarattı. Zaten kolay mıydı onca çocuğu kıt kanaat zorluklar içinde büyütüp yetiştirmek.

    İrfan, bildiğim kadarıyla beş kardeşin en küçüğüydü. En büyükleri İsmail (eczacı), ablası Fatma (ev hanımı), İbrahim (maliyede memurdu), ne yazık ki genç yaşta vefat eden Kemal Seferihisar'da tekel memuruydu, bir de en küçükleri İrfan. Onları o yokluk yıllarında büyütmek bile başlı başına bir mesele.

    İrfan benden üç yaş büyüktü (1931). Bildiğim kadarıyla ilkokul üçte Bornova Dokuz Eylül ilkokuluna geldi. Daha evvel İzmir de farklı okullarda okudu. Orta Okulu da Bornova Orta Okulu'na (Suphi Koyuncuoğlu) devam etti. Zaten  başka ortaokul yoktu Bornova'da.

    Daha sonra o da bizim gibi maddi sorunlardan dolayı okuyamadı.

    Kendisine marangozluk mesleğini seçti ve o mesleğini de yarım bıraktı. 1948 senesinde Tekel şarap ve ispirto fabrikasına işçi olarak girdi. Çok hastalık derecesinde Futbola  merağı olduğundan hem çalışıyor hem de Bornova'nın köklü kluplerinden Bornova Gençlik Sporda amatör futbol oynuyordu.

    Hatta futbola o kadar meraklı idiydiki, futbolu bıraktıktan sonra yöneticiliğe soyundu, bir süre Bornova Spor'un yöneticiliğinin ardından Foto Nurettin, Eczacı Sabati ACUN, Niyazi Usta, Macar Kemal ve Koreli İrfan Bornova Yüksel Spor klübünü kurdu.

    Uzun yıllar futbol oynadığını hatırlıyorum. O İstanbul klüplerinden “cim bom” Galatasaraylı, ben ise “karakartal” Beşiktaşlı idim, ancak İzmir takımlarından her ikimizde sıkı “fanatik” bir Altın Ordulu idik. “o dönemde birinci ve ikinci lig vardı, süper lig yoktu”.  

    Biz Bornova Kızılay Mahalleliler çoğunlukla Altınordu’lu idik. 1964 de Altınordu ilk kez ikinci lige düşmüştü. Ama buna rağmen hiçbir Altınordu’lu kulübünden vazgeçmiyordu. Çok zaman “çinta” Ahmet BİLİR, “göbek” Orhan DAĞDEVİREN, “fasula” Ahmet DİLİŞEN, “bozürük” Ali KARAKAYA, “kukli” Hüseyin ANAZ, “kuko” Hasan POLAT, "fırtına" Hasan KAŞ ve İrfan GÜLYEN ile ben beraber deplesmanlara gidip Altınorduyu desteklemeye giderdik. 

    O zamanlar seyirciyi coşturan Altınordu’nun amigosu Sarı Yaşar’dı. 

    1952 yıllarında Kore ye gönüllü olarak gitti ve 1953 senesinin Eylül ayında Kore gazisi olarak yurda geri döndüğü için de ona hem gazi unvanı verildi, hem de lakabı Kore’li İrfan olarak kaldı.

    1953 yılında Bornova Belediyesinde uzun yıllar memur olarak çalıştı. Ta ki 1960 ihtilaline kadar. 1960 ihtilalinde Bornova Belediyesinden ayrıldı. Daha sonra Maliyenin açtığı imtihanlarına girdi ve 1970 yılına kadar Bornova’da maliye memuru olarak çalıştı. Ardından tayini Menemen’e çıktı, orada da köylerde tahsildarlık yaptı.

     Akabinde, Naşit Kılıç döneminde Bornova Belediyesi'ne dönmeye karar verdi ki o zamanın Gelirler Genel Müdür'ü Kemal Saraçoğlu idi.  O dönemde çok az sayıda memur olduğundan, kadro yetersizliği nedeniyle mazeret gösteriyor, İrfan’ın tayinine muvafakatname vermiyordu, İrfan Demokrat Partili idi, hem de ağabeyimin bacanağı,  Sonra bir gün bana geldi bende o yıllarda İzmir vilayeti İl Genel Meclisi ''daimi encümen üyesiydim''... İrfan ile beraber vali muavinine gittik, o zamanın vali muavini sonradan rahmetli Ecevit’in özel kalem müdürü oldu, oda bana Vali bey ile görüşmemi söyledi. Bende Vali Namık Kemal Şentürk’ün makamına İrfan ile beraber çıktım ve derdimizi anlattık. İrfan’ı kendi bacanağım gibi tanıttım. İrfan o arada şaşkın şaşkın bir bana bakıyor, bir de Vali beye...

    Vali bey bana, kendisinin bir şey yapamayacağını, meseleyi Gelirler Müdürlüğüne sorması gerektiğini söyleyince, ben de hiç beklemediğim bu cevap karşısında birdenbire ayağa kalktım, gençliğin verdiği heyacanla,  sesimi yükselterek, makineli tüfek gibi Bornova Belediyesi'nin de personele ihitiyacı olduğunu ve bu ihtiyacın bir an önce giderilmesini ısrarla  söylerek İrfan önde ben arkada hızla odadan çıktım. 

    Fakat ertesi gün, işte...... her şeye rağmen Koreli İrfan’ın tayinini Bornova Belediyesine yaptırmıştım.

    Velhasıl uzun yıllar Bornova Belediyesinde görev yaparak, oradan da emekli oldu zaten.



Bu yazı 1548 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 106. Sayı
    106. Sayı
  • 105. Sayı
    105. Sayı
  • 104. Sayı
    104. Sayı
  • 103. Sayı
    103. Sayı
  • 102. Sayı
    102. Sayı
  • Bizim Life 3. Sayı
    Bizim Life 3. Sayı
  1. 106. Sayı
  2. 105. Sayı
  3. 104. Sayı
  4. 103. Sayı
  5. 102. Sayı
  6. Bizim Life 3. Sayı
FOTO GALERİ
YUKARI