çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort

İstanbul Escort

mecidiyeköy escort

halkalı escort bayan

beylikdüzü escort bayan

bursa escort

sportturbo.net

kaçak iddaa

canlı bihis

kaçak bahis siteleri

kaçak bahis

bagibet

illegal bahis

bets10

Bugun...


ADALET DEMİR

facebook-paylas
At Arabacısı FELE...Vehbi İNAL
Tarih: 20-11-2014 22:38:00 Güncelleme: 20-11-2014 22:38:00


Babamdan Dinlediklerim...

 

At Arabacısı FELE

       Vehbi İNAL      

1930-1996

 

            Bornova'nın geçmişine ilişkin gözlemleri, hatıraları ve pek çoğu unutulmuş gelenekleri, değerleri gün yüzüne çıkarmak için biraz da olsa katkı sağlamak adına babamdan dinlediklerimden bir kısa hikaye daha...

            “ -Yıllar yıllar evvel Bosna'dan göçüp gelen üçüncü kuşak Boşnak bir ailenin çocuğu olarak 1930 yılında Bornova’da büyük sel felaketi olduğu yıllarda dünyaya gelen Vehbi, 1900 yıllarında Bosna’dan Bornova’ya göçüp yerleşen Boşnak Gülyan Ağa'nın oğludur.

            Gülyan Ağa. Bornova ovasında tütün eker, tütün kırardı. Gülyan Ağa'nın ağalığı zenginliğinden falan gelmezdi. Onun ağalığı lakaptı. O da bizim büyüklerimiz gibi Bornova’da fakirlik ile mücadele ediyordu. İki tane oğlu vardı; biri Boşnak Sabri Aco, diğeri de Fele Vehbi.

            Yanılmıyorsam 50'li yıllarda annesini kaybettiğinde Fele askerdi. Baba Gülyan ve İnal kardeşler çok çalışkan olduklarından elele vererek birbirlerine sıkıca sarıldılar, hayat mücadelesini bir an bile bırakmadılar.

            Gündelik yaşamda baba ve oğulları bir yandan bağlarda bahçelerde mevsimine göre rençper olarak çalışırken, ek gelir sağlamak için bir yandan da at arabacılığı yapıyorlardı. At arabacısı Boşnak Vehbi’nin lakabı FELE idi, ama ona neden dolayı Fele diyorlardı bilmiyorum. Yalnız bildiğim bir şey vardı. Onun da ailesi bizim gibi göçmen olarak buraya gelmiş ve geldikleri yerden bir şey getiremeyenlerdendi, ama ekmeğini taştan çıkarıyordu. Gençlik yıllarında o da herkes gibi derme çatma küçük bir evde oturuyordu. Akşam karanlık basınca Fele Tarlabaşı’ndaki  iki odalı kerpiç evin alt katındaki ahıra  gaz lambası ışığında at arabasını sokardı. Yine karısıyla beraber yaz kış güneş henüz doğmadan  her sabah erken saatlerde atı koşarlar tekrar işe hazırlarlardı.

            “Bir zamanlar Bornova’da boş sokaklarda eşek ve dolu dizgin giden at arabalarının gürültüsünden, gıcırtılı nal sesleri dışında ses yoktu. Doğru dürüst bir araba yolu olmamasından dolayı ancak küçük kasabaya daracık ıssız ve tenha sokaklardan, kıvrık yan yollardan gelinip gidiliyordu. Çok bozuk ve tozlu topraklı yollarda yokuş yukarı tırmanmaktan yorgun düşen atlar boyunlarında asılı yem torbasıyla dengesini kaybedip zaman zaman tökezliyordu.”

            10-15 dakikalık yollar atlar için zorlu ve yorucu bir yolculuk oluyordu. Özellikle onlar için, yaz günleri zemheri sıcaklarda, kışınsa ayazda soğukta çalışmak daha da zor oluyordu.

            Bundan yıllar evvel köyleriyle bile Bornova'da nüfus azdı; tabi eskiden herkes birbirini tanırdı, insanlar yolda karşılaştıklarında birbirine selam verirdi, zaten kaç tane semt, mahalle, kaç tane insan vardı ki?

             Ergene-Erzene semtleri başta olmak üzere, Çay Mahallesi, Havuzbaşı, Tarlabaşı, Kızılay, Altındağ, Çamdibi, Pınarbaşı, Mersinli, Çınarlı, Halkapınar, Doğanlar, Naldöken, Işıkkent mahalleleri...        

            Uzun yıllar farklı kültürlerin yaşadığı, farklı dillerin konuşulduğu Bornova’da sonradan göç eden ailelerde yine farklı kültürlere mensup ya Boşnak, Arnavut, Kavalalı, Çerkez, Roman, Pomak,  Bulgaristan göçmeni, Dramalı, Selanikli, Yugoslav göçmeni ya da Girit kökenli idi.

            Bu yıllarda Bornova’da otomobil ne gezerdi, var olan kaldırımlar bile pek kullanılmıyordu. Çünkü kırsalda yaşayan insanların tekerlekli taşıtları zaten yoktu ki  varsa da  Bornova'da yaşayan belli başlı İngiliz, İtalyan ve Fransız kökenli tüccar Levanten ailelerindi.

            Kireç, kum, çakıl, tuğla, kiremit seyyar manavlık, aklına ne gelirse nakliye işleri ve taşımacılık at arabacılığı ile yapılıyordu.

            Bizim gençliğimizde eski Bornova'da at arabacısı olarak kimler yoktu ki:

            O zamanlar unutulmayacak sayısız isimler vardı tabi, şimdi hatırladıklarım: Giritli Koliçita Hüseyin, Arap Yahusen Hüseyin Ağa, Cin Ali, Katır Osman, Kavalalı Kamil, Kavalalı Avrupa Ramazan, Koscina Mustafa, Arabacı Hamit, Arabacı Abdürrahim, Nezir Tepekule, Koreli Enver, Çay Mahalleli Şakir, Arabacı İbrahim, Sıçan Ahmet, Arabacı Remzi, Kara Ali, Lastiko Mehmet, Çingen Pala Yaşar, Çerkez Esat, Sağır Kamil, Yörük Mustafa, Kavalalı Kamil, Arabacı Esat, Boşnak Fethi, Kör Adem, Boşnak Cemo, Kavalalı Osman, Arabacı Karvunyani, Boşnak Mustafa Emeç, Tavukçu Ahmet, Kara Emin, Urlalı Muharrem, Cigo Cahit, Giritli Hasan Hocaki, Milyoner Mehmet, Pomak İbrahim, Arabacı Hoca, Arabacı Kahya, Vadoro Mustafa, Arif Tepekule, Karadana Mehmet, Dokuz Parmak Kadri, Biletçi Hamza, Vadoro Ömer, Bobi Halil, Biletçi Hamza, Mevlüt Çataldirek, Yaka Köylü Osman, Arabacı Cemal Özkaynak, Arabacı Rujdo,  Kireçci Fethi, Boşnak Nusret hele bir de Arabacı Hayro vardı ki tarihi çarşı içindeki  meşhur buzcu Yusuf'a iki tekerlekli, ayakları püsküllü, Macar cinsi, iri Katana beygiriyle sürekli buz çeken tek kişiydi...Haa... Aklıma gelmişken yine aynı zamanda at arabasıyla İzmir'den sadece Bornova'ya gaz getiren Özgen Mehmet'i de unutmamak lazım.

            O dönem Bornova'nın bakkal dükkanlarının yağını, tuzunu, şekerini, pirincini, fasulyesini, kuru bakliyatlarını, çuval çuval un taşımacılığını motoguzzilerin dışında, at arabasıyla Fele yapardı. İşin ilginç yanı, Ağaçlı yoldan İzmir’den gelirken yük ağır olduğundan, “inanılması zor bir iş yapar”, atın yükünü çekemediği zorlandığı zamanlar “timon’a” , at ile arabaya bağlanan halata asılarak zorda olsa kas gücü ve kuvvetiyle bizzat kendisi çeker ve hayvana yardım ederdi.

            Kolay değildi ama o yoldan Bornova’ya öyle geliyordu. Zaten Bornova’da da sayılı bakkal vardı. Hemen hemen hepsinin yükünü o taşırdı.

            İşte çocuk yaşlarından beri çalışkan Fele uzun süre bu işi yaptı. Hatta yorulmak nedir bilmiyordu. Boş kaldığı zamanlarda at arabasından eksik etmediği kazması, küreği ve eleğiyle omuzlarında hissettiği acı, avuç içlerinde nasırlaşmış geniş çatlak elleriyle, çıplak ayaklarla sabah yarı beline kadar ıslak vaziyette çay kenarından kum çıkarır, eleyip kan ter içinde at arabasına yükler, yeni yeni yapılaşmaya başlayan inşaatlara götürürdü. Her gün yevmiyesini 30-35 liraya getiriyordu. O dönemde bu yevmiye azımsanmayacak kadar çoktu. Senin anlayacağın o günlere göre bu paralar iyi paraydı. Çünkü eskiden ne enflasyon vardı ne çek ne de senet.

Fele boylu poslu, güçlü kuvvetli, yakışıklı, buğday tenli, gözlerinin üstüne dek indirdiği başından hiç çıkarmadığı kasketi, genelde ayakkabıları çoğu zaman basık, kışın üşümesin diye de poşu ile gezerdi. Boşnakça'yı iyi biliyordu, Türkçeyi neredeyse zor konuşuyordu. Düşündüklerini söylemekten çekinmeyen bir yapısı vardı, kendine özgü bir adamdı.

Yine Fele at arabacılığının son zamanlarında mahallelerde; seyyar satıcılık (voltacılık) kavun, karpuz, domates, biber, soğan, patatesi küfelerle, sepetlerle sattı.

            At arabaları yolları çok pislediğinden, zamanla değişen süreç içerisinde belediye at arabalarının çalışmasını yasakladı. Kuşkusuz eskilerde kalmış her iş gibi o iş de bitti. Sonra sonra Bornova’da üç tekerlekli motoguzziler çoğalmaya başladı. Zaman içinde Fele de akrabası Boşnak Hilmi Emeç'le ortaklaşa motoguzzi aldılar bakkallara yine motoguzzi ile taşıma yaptılar. Fakat bu iş ikisini doyurmadığından ayrıldılar Fele parasını aldı motoguzzi Hilmi'ye kaldı.

            At arabacılığının tamamen yasaklanmasından sonra yaşları ilerleyen iki kardeş Sabri ve Vehbi bu kez TAMES marka bir kamyonet aldılar, yalnız bir sorun vardı her ne kadar kamyon kullanıyorsa da Vehbi’nin araç kullanma ehliyeti yoktu. Hoş, Vehbi’nin önce dışarıdan ilkokul diploması alması gerekiyordu. Nitekim de öyle oldu, önce benim yardımımla dışarıdan ilkokul diploması aldı sonra da İstanbul’daki aile dostu Akhisarlı Arnavut Niyazi’nin yardımlarıyla sürücü belgesi alma imkanı sağlandı.

            Zaman içerisinde sonradan bu aracı AUSTİN marka araç ile değiştirdiler. Çoğu zaman tamir ve doğrultma işleri için benim Halkapınar'da bulunan atölyeme getirirlerdi. Bu kez nakliye işlerini bu araç ile yapmaya başladılar. Yıllarca ağabeyi Sabri Aco ile hep ortaklık yaptılar, Sabri ondan 5 yaş daha büyüktü, ondan yaşça büyük olduğundan ve ataerkil yapı içerisinde yaşadıklarından saygı gereği abisine “Ağa” derdi.

            Yine çaydan kum çıkarmayı bırakmadı, o işe de devam ediyordu. Bu kez çaydan elediği kumu kamyonuyla kestane pazarına toptancılara veriyor veya yine çevredeki  inşaatlara sattığı da oluyordu.

            Aynı zamanda bir yandan odun kömür işine de girdi. Hem satıcılığını yaptı, hem de nakliye işlerine baktı.

            Onun dışında ayrıca yine abi kardeş birlikte ortak, manavlık, kavun, karpuz, meyve, sebze işlerini de tarihi Kilise dükkanlarında bulunan, meşhur kahveci Akif abinin tam karşısında uzun yıllar esnaflık yaptılar. Büyüğüyle-küçüğüyle, çoluk-çocuk bir kamyon karpuzu kamyona kendileri yükler, manav tezgahına da yine kendileri indirirlerdi. O zamanlar çoğunlukta olan ecnebiler alışverişe gelirler, Vehbi'nin çocukları dolu fileleri ecnebilerin evlerine kadar taşırlar karşılığında bahşişlerini de alırlardı.  

            Her şeyden önce, Kolay mıydı at arabacılığıyla arka arkaya boy boy sıralanmış beşi kız ikisi erkek 7 çocuğa bakmak?

            Gerek Sabri’nin oğlu Galip, gerek Fele’nin oğulları hep beraber Bornova’daki hanlara daha sonra da İzmir’deki sebze-meyve haline uzun yıllar mal taşıdılar.

            Babamın bundan sonraki anlatımı şöyle devam ediyor:

            Elbetteki Fele Vehbi'nin dışında çalışkanlığıyla mücadeleciliğiyle nam salmış hayata dair yaşadığı sıkıntılara rağmen at arabacılığı yapan nice eski Bornovalı benzer insanlar vardı. O neslin hepsini burada tek tek anlatmam mümkün değil. Geçmişte bu mesleği yapanlara sağlıklı ömürler, vefat edenlere de rahmet dileyerek sözlerini bitirdi.

            ...Evet, aradan yıllar geçti ve Bornova'da diğer ilçeler gibi değişti gelişti. İşte o yıllara ait yaşayanlar ve yaşananlarla başta belirttiğim gibi Bornova'nın o günlerden bugünlerine ait kısa bir kesidi ben de babamdan dinlediğim kadarıyla anlatmaya çalıştım.



Bu yazı 11146 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI