Astekbet
Süperbetin
Betorder
sakarya escort sakarya escort bayan adapazarı escort escort sakarya webmaster forum

casino siteleri 1xbet

supertotobet betist
şişli escort beşiktaş escort etiler escort beylikdüzü escort
izmit escort | izmit escort | escort izmit | escort izmit | kocaeli escort
beylikdüzü escort istanbul escort ümraniye escort
izmir escort izmir escort izmir escort escort izmir bayan izmir escort bayan denizli escort mersin escort bayan kayseri escort bayan malatya escort bayan
escort ankara escort ankara ankara escort

bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer

bursa escort bayan görükle escort bayan

bursa escort bayan görükle escort bayan

Bugun...


Arslan Keskin

facebook-paylas
Deprem öldürseydi Japon'ların nesli tükenirdi
Tarih: 10-11-2020 15:38:00 Güncelleme: 10-11-2020 15:38:00


 

Yine yanlış yöntemle doğruları arıyoruz. Öncelikle İzmir'imize ülkemize bir kez daha geçmiş olsun. Yaşadığımız depremde yitirdiğimiz canlarımızı, hayallerimizi, bakmaya kıyamadığımız yavrularımızı, bir kez daha toprağa verdik. Acımız büyük…

Maalesef şu güzel coğrafyanız deprem kuşağında. Topraklarımızın yaklaşık %70'i birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde. Yani deprem açısından en riskli topraklar üzerinde yaşıyoruz. Depremin ne zaman geleceğini bilmiyoruz ama geleceği yüzde yüz. Ya bize, ya çocuklarımıza. Üçüncü kuşağa kalmayacağı kesin. O zaman tek yapmamız gereken depreme hazırlıklı olmamız.

Peki nasıl hazırlıklı olmalıyız? Asıl önemli olan burası.

Evet deprem bölgelerini bilmeliyiz, fayların nereden geçtiğini bilmeliyiz, yer bilimcilerine kulak vermeliyiz, evimizde deprem hazırlığı yapmalıyız, kitaplığımızı sabitlemeliyiz, deprem çantası hazırlamalıyız vesaire vesaire…. Elbette bunlar can kurtarır. Harfiyen uymalıyız.

AMA BENİM BÜYÜK İTİRAZIM VAR.

İtirazım yukarıdaki önlemlere değil. Detaylara takılıp asıl gerçeği hep göz ardı etmeye. Dillere pelesenk ettiğimiz bir söz var yine tekrarlayayım. "DEPREM ÖLDÜRMEZ, ÇÜRÜK YAPI ÖLDÜRÜR". Deprem öldürseydi Japon'ların nesli tükenirdi. 30 Ekim depremi bize bu gerçeği bir kez daha göstermedi mi? Sağlam yapılar ayakta kaldı. Diğerleri yıkıldı. O zaman asıl odaklanmamız gereken, tartışmamız gereken, enerjimizi harcamamız gereken deprem ve fay hatları değil içinde yaşadığımız yapılardır. Biz depremi insan eliyle düzeltemeyiz ama yapılarımızı düzeltebiliriz.

Bir itirazım da yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarına Depremden sonra günlerce uzmanlığı olmayan kişileri ekrana çıkarıp, yapıyı, yapı statiğini, yapıda kullanılan malzemeyi, yapıdaki hataları, çatlakların ne anlama geldiğini, yapının neden yıkıldığını soruyorlar. Bu durum son derece yanlış. İnsanlarımızı yanlış bilgilendiriyorlar ve daha çok telaşa sevk ediyorlar. Türkiye'de yetişmiş çok sayıda uzmanlaşmış mühendislerimiz ve akademisyenlerimiz var. Onları ekrana çıkarıp halkımızı doğru bilinçlendirmeliyiz. Maalesef önümüzdeki günlerde de göreceğiz ki; yıkılan ve ağır hasar gören yapıların tamamı bariz hatalı yapılardır. 1975 yönetmeliğine, fen ve sanat kurallarına uygun yapılan yapıların tamamı dahi dimdik ayaktadır. Bu duruma Simav depreminde de bir kez daha şahit olmuştuk. 1999 depremi Türkiye için bir milat oldu. Gerek hazır betona geçiş, gerek yeni deprem yönetmeliği gerekse yapı denetim sistemi yapılar için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Dolayısıyla Standartlar yükseldi hata payları azaldı.

Bizim en büyük problemimiz eski yapı stoklarımız ve kaçak yapılarımızdır. Bunlar maalesef tehlike saçıyor. Bir de deprem sonrasında yapımızda oluşan hasarın doğru yorumlanması son derece önemli. Bunu mutlaka yapı ve yapı statiğini bilen inşaat mühendislerine sormalıyız. Yapılarımızda insana benzer. Nasıl iskelet sistemi canlıyı ayakta tutuyorsa yapıyı da ayakta tutan iskelet sistemi vardır. Bu iskelet sistemi kolon, kiriş, perde ve temellerden oluşur. Depremde bunlar zarar görmediyse diğer çatlak ve kırıkların bir önemi yoktur.

Sözün özü: Biz depremi değil yapılarımızı, yapı stoklarımızı, riskli yapılarımızı, sağlam yapının nasıl olması gerektiğini, aynı yerde olmasına rağmen birinin yıkılıp diğerinin neden yıkılmadığını, vatandaşa düşen görevi, müteahhide düşen görevi, inşaat mühendisine düşen görevi, yerbilimcilerine düşen görevi, yapı denetim sisteminin çalışıp çalışmadığını tartışmalıyız. Böylece çözüme odaklanarak halkımızı daha doğru bilinçlendirmiş ve kafa karışıklığını ortadan kaldırmış olacağız. En azından gelecek nesillere daha sağlıklı yapılar bırakmanın yollarını aramalıyız. Yani sağlam yapı yaparak depremi unutmalıyız. Dolayısıyla büyük bir kamuoyu oluşturup yetkili kurum ve kuruşlara yapılardaki eksik ve yanlışların giderilmesi ve eski yapı stoklarımızın hızla dönüştürülmesi için baskı kurmalıyız. Odaklanmamız gereken tek şey bu…



Bu yazı 8445 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI