Astekbet
Süperbetin
Betorder
sakarya escort sakarya escort bayan adapazarı escort escort sakarya webmaster forum

casino siteleri 1xbet

supertotobet betist
şişli escort beşiktaş escort etiler escort beylikdüzü escort
izmit escort | izmit escort | escort izmit | escort izmit | kocaeli escort
beylikdüzü escort istanbul escort ümraniye escort
izmir escort izmir escort izmir escort escort izmir bayan izmir escort bayan denizli escort mersin escort bayan kayseri escort bayan malatya escort bayan
escort ankara escort ankara ankara escort

bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer

bursa escort bayan görükle escort bayan

bursa escort bayan görükle escort bayan

Bugun...


İrfan Onan

facebook-paylas
HES KODU, BİZİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?
Tarih: 23-11-2020 14:11:00 Güncelleme: 23-11-2020 14:11:00


HES KODU, BİZİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?

 

HES (Hayat Eve Sığar) Kodu, Kontrollü Sosyal Hayat kapsamında, ulaşım ya da ziyaret gibi işlemlerinizde kurumlarla ve kişilerle, Covid-19 hastalığı açısından herhangi bir risk taşıyıp taşımadığınızı güvenli şekilde paylaşmanıza yarayan bir koddur denilerek tanımı yapılıyor. Sosyal Hayatı; KİM, NEDEN kontrol ediyor, AMAÇ ne? Ve GEREKLİ Mİ? Sorularını aşağıda bazı bilgiler açıklayacağım.

 

İşin başındaki ayrıntıları daha dikkatli analiz etmek için konuya sondan başlayarak anlatacağım. İçişleri Bakanlığı'nın 23 Eylül 2020 tarihinde yayımladığı genelge ile HES kodu olmadan, Kamu kurum ve Kuruluşları Valilik, Kaymakamlıklar, Belediyeler, Hastaneler, PTT, İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü, İlçe Nüfus Müdürlükleri ve İlçe Tapu Müdürlüklerine randevu talepleri öncesi ve bu kurumlara girişlerde zorunlu olarak kullanılmasına karar verdi.

Karantina, Mesafe, Maske, Hijyen ve HES kodu kurallarına rağmen Koronavirüs mart ayından beri vaka sayısı artarak devam ediyor. Bu kadar tedbire rağmen vaka sayılarının artması konusu daha dikkatli incelenmesi gerekiyor. Şu an bir araştırma yapılsa, son yüzyılda dünyada en önemli ve en çok gündemde yer alan konu Koronavirüs çıkar. Hergün tv, gazete ve sosyal medyada on binlerce haber çıkıyor, neredeyse Korona ile yatıp kalkıyoruz. Bütün öncelikli ve hayati konuların en başına oturdu.

 

Peki Koronavirüs ve Pandemiyi gereğinden fazla önemseyerek, hayatın her alanında ciddi kısıtlamalara mı gidiyoruz sorusu aklıma geliyor. Neden bu düşünceye kapıldığımı izah edeyim. The Ekonomics dergisinin kapağına dikkat çekmek istiyorum, çıkan sayıların kapaklarında çok önemli mesajlar veriliyor. Kanımca Küresel Milyarderlerin oluşturduğu grup, dünyadaki insanların kontrol edilebileceği bir sistemi Pandemi ile uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Kazanılmış özgürlükleri ve demokrasiyi rafa kaldırarak tam tamına “İtaat” eden insanlığın, yapay zeka ile yönetilmesine doğru bir sürece doğru gidiyoruz. Kısacası insanı; tamamen kontrol edilebilir canlı bir robot haline getirecek uygulamayı koyuyorlar önümüze, resmin geneline bakarsak. Hatırlayalım dünyanın başına bela olan Koronavirüs salgını Çin’in Vuhan eyaletinde ortaya çıkmıştı. Yere düşen insanlar, titreyerek ölenler, zombiler, ceset torbaları, ölümler televizyonlarda, haberlerde ve internette sosyal medyada sürekli gösterilerek “korku” algısı ile dünya insanlığı kontrol altına alınma operasyonu başladı. Bakıyoruz belli bir süre sonra Çin’in Vuhan kentinde virüs yok oldu, hatta Çin’in tamamında yok. 1,5 milyar nüfusa sahip bir ülkede Koronavirüs salgının bitmesi çok ilginç.

 

Şimdi dünyanın başına bela oluyor, aslında bakıldığında “Çin bunu nasıl yendi ise sizde öyle yapın” mesajı veriliyor. Dünya da “COVİD-19” pandemi filmi sahneye konmadan önce “DOMUZ GRİBİ” ardından “KUŞ GRİBİ” versiyonları sergilenerek şu anki mevcut duruma gelindi. 18 Ekim 2019 yılında Dünya Ekonomik Forumu ve John Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi’nin ortaklaşa organize ettiği “EVENT 201” isimli New York’ta bir tatbikat yapıldı. Tatbikatın ev Sahipliğini Bill ve Melinda Gates Vakfı yaptı. Tatbikatın amacı, bir grup iş insanı, politikacı ve halk sağlığı liderinin bir araya gelerek olası bir küresel salgında nasıl bir yöntem izleneceğinin belirlenmesiydi. Brezilya merkezinde başlayacak ve 18 ay sürecek salgın sonucunda 65 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanacak yeni bir tip koronavirüs salgını senaryosu üzerine çalışıldı. 3 ay sonra Koronavirüs Pandemi salgını Brezilya’da değil ama Çin’in Vuhan kentinde çıktı ne kadar tesadüf değil mi? New York’ta yapılan “PANDEMİ SİMİLASYONU” ile Koronavirüs pandemi süreci tüm dünyaya uygulanacak sistem adım adım tasarlanmış. Tüm dünya ülkeleri gündeminin birinci sırasına oturan Koronavirüs Pandemi sonucunda vaka sayıları ve ölümlerin sonucunda aslında korkutulduğumuz kadar değilmiş. Bunu ben söylemiyorum Sağlık konusunda dünya da bir otorite kurum olan Amerikan Hastalık Önleme İdaresi söylüyor. Amerikan Hastalık Önleme İdaresinin yayınladığı istatistiklerinin 8 aylık Pandemi sonuçlarına göre; Çocuk ve gençlerde Pandemiye yakalananların 0-19 yaş arası için ölüm oranı % 3/1.000.000 (bir milyonda 3 çocuk/genç ölüyor) 20-49 yaş arasında ölüm oranı % 2/100.000 (yüzbin kişide 2 orta yaş ölüyor) 70+ yaş üstünde ölüm oranı % 6.4 kişi ölüyor. Yine Dünya da Sağlık konusunda otorite kurum olan Amerikan Hastalığı Önleme İdaresinin açıkladığı bir raporda “Sürekli Maske kullananların %70’inde Covid-19’a maruz kalmış, maske kullanmayanlarda Covid-19 geçirme oranı % 3,8 oranında çıkıyor; çok ilginç değil mi?

 

Maske kullanımının önemine dair önemli bir örnek vereyim; İngiltere Kraliçesi 94 yaşında ve maske kullanmıyor. Yaş itibariyle en riskli grupta olmasına rağmen bilim adamlarınca maske takmasına gerek olmadığı açıklaması yapılıyor. İngiliz Sağlık İdaresinin açıkladığı bir bilgi de “maskenin gerçekten de faydalı olup olmadığını bilmiyoruz” diyor.

 

Gelelim dikkat çekmek istediğim noktaya, Maske takılma zorunluluğu yukarıda bahsettiğim Davos Formunda Genç Girişimciler Grubu tarafından “tüm dünyada maskeyi İnfluanza türü griplerde kullandırmak üzere bir girişim, çalıştay” başlatmıştı. Bu çalıştayda maske kullanımını zorunlu olması gerektiği ortaya kondu. Sürü bağışıklığı modeli ile risk gruplarını koruyarak diğer grupları çocukları, gençleri, üniversitelileri, çalışan ve üreten insanları serbest bırakmak iyi ve geçerli bir çözüm olacaktır. Böylece hem eğitimde kayıp olmayacak, üretim ve ekonomi sürerek şu anki mevcut olumsuz duruma düşmemiş olacağız. Karantinayı sıkı tutan ülkelerdeki; ölüm oranları istatistiklerine göre en yüksek Çek Cumhuriyetinde oldu, Güney Amerika Ülkeleri yine vaka sayısı ve ölümlerin gerçekleşmesi oranı en yüksek ülkelerin başında geliyor. Buralarda 6 aydır tam anlamıyla her yer kapatıldı, kötü olan ülke ekonomileri karantinadan dolayı daha da kötüleşti. Buna rağmen vaka sayıları ve ölüm oranları sürekli arttı. İsveç’te ise karantina ve bu tür tedbirleri uygulamadı, sadece risk grubundaki insanları ayırarak tedbir alındı. Sonuç vaka ve ölüm sayısı en az ülkelerin başında. İsveç örneği dışında Norveç, Finlandiya, Belarus, Estonya gibi ülkelerde de vaka ve ölüm sayıları çok az. Burada bir çelişki var, karantina ve diğer tedbirleri uygulayan ülkelerde vaka ve ölüm sayıları çok fazla ve giderek artıyor, aynı tedbirleri uygulamayan ülkelerde vaka ve ölüm sayıları çok daha az.

 

Dünya da her yıl mevsimsel grip hastalığından 250 bin ila 650 bin kişi ölüyor. Bunların yanında pnömani ve zatürreden yüzünden 2,5 milyon ila 4 milyon kişi ölüyor. Türkiye’de Kanserden ölen insan sayısı 90 bin, yani her gün 90 bin kişi kanserden ölüyor. Rakamlar çok ciddi ancak bu rakamlar her gün koronavirüs gibi gözümüze sokulmuyor, ölüm korkusu pompalanarak algı oluşturulmuyor, o yüzden bu rakamları bilmeyiz. Yukarıda bahsettiğim konular ve bilgilere göre bir yorum yapacak olursak, Çocuklara okullara göndermemenin, hes kodunun, ev yasağı ve benzeri tedbirlerin doğru veya yeterli olmadığını söyleyebilirim. Bunları söylerken yorum yaparken şunu başta söylemek istiyorum. Alınan tedbirlere karşı değilim alınmalı ancak doğru tedbirler alınmalı ve Pandeminin genel seyri, amacı, yöntemi ve çözümüne dikkat ederek ulusal bir strateji geliştirilerek yapılmalı.

 

“Doğru tedbir” hayat kurtarır, zararı en düşük seviyeye çeker. Yani sonuç olarak dünyada artık çok şey, çok hızlı bir şekilde değişiyor ve bu değişim insanlığın faydasına gibi gösterilse de tam tersi özgürlük ve demokrasi adına çok büyük kayıplar veriliyor. İnsanlık gelecekte tek merkezden kontrollü, robotik dijital insan modeline doğru gidiyor.

 

Bizler bize sunulan her şeyi sorgulamalıyız ve NEYİ, NİÇİN YAPIYORUZ? NEDEN YAPIYORUZ? sorularını kendimize sormak zorundayız.

 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 97.ci yılında tüm halkımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.



Bu yazı 9098 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI