Bugun...


İrfan Onan

facebook-paylas
Seçimlere Katılım Oranlarının Analizi
Tarih: 08-03-2019 16:40:00 Güncelleme: 08-03-2019 16:42:00


1950 yılından bugüne yapılan seçimlere katılım oranı seçim yılındaki genel konjonktüre göre değişkenlik gösteriyor. Her geçen seçim, bir önceki seçime göre artan bir katılım oranı ortaya çıksa da nüfus artışına bağlı olarak oy kullanımı da artıyor. Seçimlere en düşük katılım oranı 1969 yılında yüzde 64,34 oranında iken en yüksek katılım oranı yüzde 93,28 ile 1987 yılında gerçekleşmiştir. 2011 ve 2015 yıllarında yapılan seçimler yaklaşık yüzde 87 olmuştur.

Bu istatistikleri niçin araştırıp yazdım. Sebebi şu, özellikle araştırma şirketlerinin son günlerde “bu seçimin sonucunu sandığa gitmeyenler belirleyecek” ifadesi ve 31 Martta yapılacak yerel seçimlere 3 hafta kala kararsızların oranının hala yüzde 26 seviyesinde gözükmesi. Sonuç; ya gerçekten anketler doğru söylüyor, halk seçimlerden bıktı ya da seçmen kararını vermedi son haftaya ve oluşacak algıya bırakıyor ya da seçmen her zamanki gibi yine Ferasetini göstererek Siyasi partilere ve liderlerine başarılı ve başarısızsın diyerek kart gösterecek. Ortada bir somut bir gerçek var, 31 Mart tarihinde yapılacak Yerel Seçimler çok önemli ve sonucunda siyasi partilerin “başarısız yöneticilerinin değişimi, siyasetin dönüşümü” gerçekleşecek. Yerel Seçim deyip geçmeyin çok önemli 5 yıl boyunca, yaşadığınız kentin her şeyine karar verecek başkanı seçeceksiniz.

Kararsız Seçmenin büyük çoğunluğu, önceki seçimlerde oy attığı “kendi partisiyle sorunlu”, “partisini eleştiriyor” ve “beklentilerini karşılamadığını” ifade ediyor. Bir taraftan da “partisinin alternatifi olmadığı için başarısızlığını ifade etmek için ya sandığa gitmeyeceğini ya da boş oy atarak tepkisini göstereceğini” söylüyor. “Seçmen, partisine, belediye başkan adayına, meclis üyelerine ve en önemlisi de Parti Genel Başkanına mesaj veriyor.” Bu mesajı Parti yönetimleri ile liderleri iyi anlamalı ve kararsız seçmene anladığını göstermesi gerekiyor. Örnek İzmir, İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, Konya, Adana gibi büyükşehirlerde kararsız, karamsar ve küstürülmüş seçmenin gönlü alınarak, motive edilerek, sandığa gidip oy kullanması sağlanmalıdır. Bunun içinde seçim stratejisi değiştirilmeli daha aktif bir seçim kampanyası ile tüm seçmenlere ulaşarak gönülleri alınmalı, sandıkta kendilerine oy atmaları sağlanmalıdır. Bu sorun hem AK Parti’nin hem de CHP’nin öncelikli sorunudur. Kararsız, karamsar ve küstürülmüş seçmen ikna edilip sandığa gelmesi sağlanırsa öncelikle AK Parti ve CHP kazanacak, genel olarak bakacak olursak demokrasi ve Türkiye kazanacaktır. Her iki parti de yaşanan Liyakat esaslı aday belirleme süreci işletilememesi, büyük kırgınlıklar ve küskünlükler doğurmuştur. Bunun sonucunu “1 Nisan Şakası” gibi ortaya çıkacaktır. Yerel Seçim sonucunu belirleyecek birçok etken olmakla birlikte şu an çok bilinmeyenli seçim denklemini ancak tahminler ve öngörüler ışığında fikir üretebiliriz. “Ama 31 Mart Yerel Seçimlerinde AK Parti, 24 Haziran Genel Seçimlerindeki gibi bir mesaj ile karşılaşabilir, dikkat etmek gerekiyor benden söylemesi.”

CHP içinde birkaç öngörü de bulunmak istiyorum. Özellikle yerel seçimde partilisinin çok tepkisini çeken başkan adaylarının seçiminde güç gösterisinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı ile gireceği Yerel seçimlerde beklediği başarıyı yakalayamazsa ki, biraz öyle gözüküyor, 1 Nisan’dan sonra Olağanüstü Kurultay Kampanyalarıyla sınav verecek. 31 Mart Yerel Seçimleri sonucunda esas tüm gözler İYİ Parti üzerine çevrilecek. Çünkü 24 Haziran Genel Seçimleri sonucunda istediği başarıyı yakalayamayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener istifa etmiş, yeniden aday olmayacağını açıklamıştı. Ancak daha sonra tekrar Olağanüstü Kongrede tekrardan parti genel başkanı olmuştu. Bu yerel seçimde beklentilerinin karşılanmaması ve başarısızlık sonucunda partiden istifası ile dağılma süreci yaşanabilir.

 

 

Siyasetçiye ve Siyasete Mesajlar

Siyasette ve Siyasetçi de olması gereken bazı özellikleri, tavır ve duruşu özler olduk nedense. Dünya Endüstri Devrimi 5.0 giderken, Sanal Zeka, Yapay Zeka kavramları artık güncel hayatta çok konuşulan konuların başında gelirken Siyaset ve Siyasetçide de bazı değişim ve dönüşümler oldu. Sizlerin de yakından bildiği gibi Siyaset ve Siyasetçinin olması gereken özellikleri ve kesinlikle olmaması gereken özellikleri üzerine biraz düşünelim, beyin jimnastiği yapalım.

-Siyaset makam, mal, mülk, şan ve şöhret kazanmak için değil, millete hizmet amacıyla yapılmalıdır. Her dönemin adamları ile siyaset yapılmaz. Çevrenizdeki siyasetçilere bakın, bu tipe uyan siyasetçi sayısı fazlalaştı galiba. Kim halka hizmet için kimler kendi menfaati için siyaset yapıyor siz karar verin.

-Birçoğu “Particilik” yaparak güç ve menfaat elde ederler, ihale kovalar zenginliğine zenginlik katarlar. Gerçek partilileri işlerine engel oldukları için küstürüp, davadan uzaklaştırırlar. Amaçları millete hizmet için seçim kazanmak değil, para ve güç kazanmaktır. Kafanızda belli şekiller yavaş yavaş belirmeye başlamıştır.

-Kendisi ve kendisi gibi düşünenlerin güç odağı olduğu bu menfaat oluşumları, her zaman “BEN” dili ile konuşurlar, her şeyi ve siyaseti sadece kendileri bilir, kibir, egodan yanlarına yaklaşılmaz. Yenilgi karşısında suçlu ve bahaneleri her zaman hazırdır. Menfaatleri nerede ise onlar oradadır yani bugün burada yarın başka yerde.

-Atatürk’ün “köylü milletin efendisidir” söylemi ile Başkan Erdoğan’ın “millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz” deyimini hiç de temsil etmezler, her şey “Vatan” için değil “kendi menfaatleri” içindir. Aslında olması gereken “Almaya değil Vermeye gelen Siyasetçi” modeli siyasete hakim olmalı, inşallah bir gün o da olur.

-Siyasetçi de “Kibir ve Menfaat” yerine “Hoşgörü ve Sadakat” olmalı, Güç kazanmak için değil, gücünü milleti için harcamak için çalışmalı. Seçim olana kadar halkın içinde olan seçim bittikten sonra 5 yıl halkın içinde olmayan siyasetçilerden seçmen bıktı. Seçmen sadece oy verirken önemsenen, oyu verdikten sonra tepeden bakılan, aşağılanan olmak istemiyor.

-Siyasetçi taraf olmalı ama kendinden taraf değil milletten taraf olmalı, bayraktan taraf olmalı, birlik ve beraberlikten taraf olmalı, Milletten yana tarafmış gibi görünüp menfaatten taraf olmamalı.

-Siyasetçi, adaletli olmalı ve öyle davranmalı, dik durmalı, dürüst olmalı, Topluma örnek olmalı ki, Siyaset toplumu mutlu etsin, zenginleştirsin, huzur getirsin.

-Çevremizde olması gerektiği gibi doğru, dürüst, milletinden taraf, siyaseti menfaat aracı görmeyen Siyasetçilere sahip çıkın, arkasında durun, destek olun, çünkü onların sayısı az ve çok değerli; emin olun ki, zaman her zaman doğrunun yanındadır.

 

“Halkın gündeminde çözüm bekleyen önemli konular” bahsi

Kasım ayında yazdığım köşe yazımda Halkın gündeminde çözüm bekleyen önemli konular başlığı altında bazı sorunlara değinmiştim. Bu sorunların Hükümet tarafından da görülerek bazılarının çözülmesi konusu beni çok memnun etmişti. Bu konuda yetkililere hem teşekkür ediyor, hem de çözülmesi gereken diğer sorunları da çözmesi için tekrar dikkat çekmek istiyorum.

-Ekonomiyi durma noktasına getiren Faiz oranlarının düşürülmesi konusunda Hükümet ve Maliye Bakanlığı çalışmalara yaparak kısmen bir düşüş gerçekleştirdi ancak hala faiz oranları çok yüksek, ekonominin canlanması faizde olan paranın ekonomiye girmesi için faizlerin acilen yüzde 12 seviyelerine inmesi gerekiyor.

- Asgari Ücret, son zamanlardaki Ekonomik savaş yüzünden Döviz ve Faiz kalemlerinin aşırı yükselmesi sonucunda mal ve hizmetlere yansıyan büyük zamlar neticesinde eridiğini ve en az yüzde 20 zam yapılması gerektiğini yazmıştım. Sağ olsun İktidar yüzde 26,05 oranında zam yaparak 2bin 20 türk lirası yaptı.

- “Milli Eğitim çok önemli bir mesele, özellikle Özel Okullar iyi denetlenmeli, sayısı konusunda kısıtlama getirilmeli, niceliksel ve niteliksel anlamda kriterler uygulanmalı”şeklindeki uyarıya Özel Eğitim kurslarının kapatılması, tüm kursların Milli Eğitim Bakanlığınca açılacağı kararlaştırıldı.

-Elektrik, Su, Doğalgaz ve Cep Telefonundan kullanım dışı alınan tüm Enerji Fonu, TRT payı, Elektrik tüketim vergisi, KDV, Kayıp Kaçak Bedeli, Çevre Temizlik Vergisi, Katı Atık Bedeli, Bakım Bedeli, Özel Tüketim Vergisi vs. bir çok vergi vb kesintilerin acilen kaldırılması gerekiyor demiştim. Elektrik ve Doğalgaz da yüzde 10 indirime gidildi. Yetmez ancak nispeten bir katkı sağlamış oldu.

Çok önemli konulardan bir EYT

Gündemi işgal eden önemli konuların en başında olan Emeklilikte Yaşa Takılanlar EYT sorunu ne zaman oluştu sorusuna cevap arayalım. Tarih 21 Ağustos 1999 bize pek bir şey anımsatmaz ama 17 Ağustos Depremi dersek her şey daha da netleşir. 17 Ağustos depreminden 4 gün sonra deprem acısının önüne geçerek IMF’nin talimatıyla ilgili yasa meclise getirildi. 4 gün yoğun bir çalışma neticesinde 25 Ağustos 1999 yılında Meclisten geçerek yasalaştı. Cumhurbaşkanı’nın onamasından sonra 08.09.1999 günkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 4447 sayılı kanun ile emeklilik için üçüncü bir şart olan ‘Yaş’ kuralı gelmesiyle artık; “09.09.1999 günü ve sonrasında işe girenlerden”, Kadın olanlar 58 yaşından, Erkekler olanlar 60 yaşından önce emekli olamayacak. Bunun yanında kadın ve erkek fark etmez SSK’lılar 7000 gün, Bağ-Kur’lular ile memurlar da 9000 gün ile emekli olabileceklerdi. Yasa öncesinde Kadınlar 20 yıl, Erkekler için 25 yıl sigortalılık süresinin tamamlanmasının yanında birde 5000 günü tamamlamışlarsa SSK’dan emekli olunabiliyordu.

Yani 09.09.1999 günü sonrası işe giren SSK’lılar 7000 gün ile cezalandırılmış oluyor. O günden bu güne EYT’liler mağduriyetine çözüm bulunamadı. 

Şahsi kanaatim EYT sorunu 31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde mutlaka çözülecek ya da çözülmesi gerekiyor. Geçenlerde Ankara’da 280 bin EYT’li bir araya gelerek bir an önce EYT sorununa çözüm bulunması talebini yineledi. Muhtemelen Mart’ın 17’sinde İstanbul Maltepe de 1milyon EYT’li bir araya gelerek “EYT sorununu çözün” talebini tekrarlayacak.

EYT ile ilgili karar Ya Meclisten çıkacak ya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile çıkacak.

EYT’li mağdurlar her partiden var, bu sorun çözülürse sorunu çözmede katkıda bulunan siyasi parti, seçmeninin tam desteğini alacaktır.

 



Bu yazı 3823 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI