56836209
Bugun...


Pınar Uslu


facebook-paylas







Yeni İmar Yönetmeliği
Tarih: 24-07-2017 07:56:00 Güncelleme: 24-07-2017 07:56:00


1 Temmuz 2017 tarihi itibariyle resmi gazetede yeni ‘’planlı alanlar imar yönetmeliği’’ yayınlandı ve 1 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe girecek. Öncelikle hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Bu üç aylık zaman diliminde ruhsat dosyalarını eksiksiz hazırlayarak yetiştirebilen müteahhitler ya da arsa sahibi vatandaşlar eski yönetmeliklerden yararlanarak mevcut imar durumlarına göre ruhsat alamaya devam edecekler.
Uzun zamandır devam eden bu yönetmelik tartışması aslında tam da sonuçlanmış değil bana göre. Çünkü üç ay sonra yürürlüğe gireceğini bildiğimiz yeni yönetmelik yine kafaları karıştırdı. Gerçekten gerek mühendislik ve mimarlık bürolarını gerek vatandaşları ve müteahhitleri gerekse belediyeleri yoğun bir çalışma temposuna sokan bu son süreç yine son olmadı. Umuyorum bu üç aylık dönem artık son olur ve yeni yönetmelik uygulamaya başlanır.
Ancak şunu da canı gönülden söylemem gerekir ki her yeni imar yönetmeliğiyle birlikte imar haklarımız azalıyor. İmar parsellerinde yapılaşma alanlarımız küçülüyor. Yeni imar yönetmeliğimize de bir bakalım isterim ki neler yapabiliyoruz veya yapamıyoruz…
Madde 5 bölüm 6’da şöyle diyor. Ayrık veya blok nizam parsellerde yapının oturacağı alan, parselin yüzde 40'ını geçemez. Ancak emsal verilip taban alanı verilmeyen parsellerde, çekme mesafeleri içinde kalmak şartıyla yüzde 40 olan taban alanı sınırı yüzde 60'a kadar çıkarılabilecek.
Bakanlık bu maddeyle yatay mimariyi teşvik etmek istediğini söylüyor ama şu gerçeği de atlamamak lazım. Kentin cazibe alanlarında çekme mesafelerine yapının oturacağı ne kadar parsel kaldı ki. Ayrıca bu durum bizi büyük parsellerde yapılaşmaya doğru yöneltirken bir taraftan da sektörü sadece büyük firmaların eline bırakmaz mı?
O zaman yerel firmalar ne yapacak?
Madde 5 bölüm 8 ise şöyle. Emsal harici tüm alanların toplamı parselin toplam emsale esas alanının yüzde 30'unu geçemeyecek. Burada da görüyoruz ki artık yüksek yapı yapmakta zorlanacağız. Peki, bugüne kadar yapılmış yüksek yapıları ne yapacağız? Herhalde görüntü kirliliği yaratıyor üst kısımlarını tıraşlayalım diyemeyeceğiz. Sonuçta kazanılmış hak haktır.
Burada özellikle belirtmek isterim bir mühendis olarak çok iyi biliyorum ki artık Türkiye’de yüksek yapı yapma standartlarımız dünya ile aynı. Ancak ben hala o eski cumbalı iki katlı evlerin sevdalısıyım. Birde bahçesinde ebruli hanımelleri olursa daha da güzel olur. Ama mesele bu değil mesele adalet…
Yeni yönetmelikle birlikte İlgili idareler, imar planlarında açıklanmamış ve bu yönetmelikte yer almamış hususlarda, yapıların estetiği, rengi, çatı ve cephe kaplamasına yönelik kurallar koymaya, yapıların inşasında yöresel malzeme kullanılmasına ve yöresel mimarinin dikkate alınmasına ilişkin zorunluluk getirmeye yetkilendiriliyor. Ancak ülkemin aynı anda dört mevsim yaşandığı farklı coğrafyalarında aynı balkon ya da teras uygulamalarına yerel yönetimler müdahale edemiyor. Örneğin biz İzmirliler neredeyse sekiz ay güneşle iç içe yaşıyoruz. Büyük balkonları ve geniş terasları seviyoruz.
Bu yüzden yerel yönetimlerinde kendi coğraflarındaki yaşam koşullarına uygun öneri kararları meclislerinden alma ve uygulama haklarının da olmasının vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttırma anlamında çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Yönetmeliğin 29. Maddesi ile birlikte artık 1+0 daireler yapamıyoruz. Toplam 28.5 m²  yatak odası, oturma odası, mutfak ve banyosu olan 1+1daireler yapabiliyoruz. Yoğun şehir yaşamı içerisinde artık insanlar minimal ölçülerde ki evlerde yaşamaya başladı. Çağın getirdiği bir yaşam koşulu bu. Farkında mıyız bilmiyorum ama imar yönetmeliği üzerinden yaşam şeklimizde de düzenlemeler oluyor.
Toplam 72 madde ve formlarda oluşan yeni imar yönetmeliğimizde dikkati çeken bazı değişiklerden bahsetmeye çalıştım sizlere. Düzenleme ve değişiklikler çok ve üzerinde konuşulacak çok bölüm var. Belki başka yazılarımda devam ederiz incelemeye.
Ancak biz imar yönetmelikleriyle kentlerin yapılaşmaları üzerine çalışmalar yaparken büyük kentlerde yoğunlaşan bu nüfusu tersi göçe özendirerek Anadolu coğrafyasının o muhteşem kentlerine de yoğunluğun bir kısmını taşımalıyız bence.
Biz istediğimiz düzenlemeleri yapalım, bu şekilde göç almaya devam ettiği müddetçe özellikle büyük kentlerimiz de binaların arasına sıkışmış gökyüzüne hasret insanlar yaratırız. Yaklaşık otuz ile elli yıllık hedeflerle hazırlanan kent planlarının beş yılda gerçekleştiğini görünce tarım alanlarını da imara açmak zorunda kalırız.
Her bir köşesi birbirinden güzel bu ülkenin bir vatandaşı olarak hepimiz daha iyisini hak ediyoruz bence..
Sizce de öyle değil mi?

 

 



Bu yazı 528 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 106. Sayı
    106. Sayı
  • 105. Sayı
    105. Sayı
  • 104. Sayı
    104. Sayı
  • 103. Sayı
    103. Sayı
  • 102. Sayı
    102. Sayı
  • Bizim Life 3. Sayı
    Bizim Life 3. Sayı
  1. 106. Sayı
  2. 105. Sayı
  3. 104. Sayı
  4. 103. Sayı
  5. 102. Sayı
  6. Bizim Life 3. Sayı
FOTO GALERİ
YUKARI