çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort

İstanbul Escort

mecidiyeköy escort

halkalı escort bayan

beylikdüzü escort bayan

bursa escort

sportturbo.net

kaçak iddaa

canlı bihis

kaçak bahis siteleri

kaçak bahis

bagibet

illegal bahis

bets10

Bugun...


Selahattin Daver

facebook-paylas
2021 YAZINDAN NE ÖĞRENDİK?
Tarih: 30-08-2021 12:42:00 Güncelleme: 30-08-2021 12:43:00


Değerli okurlarım,

COVID-19 salgınının gölgesinde geçen 2020 yazından sonra, her birimiz dört gözle bu yazı beklemiştik. Ancak ne yazık ki 2021 yazında da ülkemiz tarihindeki en büyük yangınlara şahit olduk. Bu yıl dünyanın en soğuk bölgelerinden Sibirya'dan, Akdeniz kıyılarına kadar, pek çok noktada çıkan geniş alanları etkileyen orman yangınları yaşandı. Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi (EFFIS) verileri, orman yangınlarının yok ettiği alan miktarında 2021'in olağanüstü boyutta yıkıcı yıl olduğunu gösteriyor. Türkiye'de 2008 ila 2020'de her yıl ortalama 20 bin 760 hektarlık alan yanarken, bu miktar son 8 ayda yüzde 755 arttı. 2021'in ocak ile ağustos ayları arasında kül olan ormanlık alan 177 bin 476 hektara ulaştı.

En önemli doğal kaynaklarımızdan biri olan ormanlar, artan nüfus ve giderek genişleyen tarım arazileri, kentleşme ve sanayileşme gibi nedenlerle yoğun bir tehdit altında. Dolayısıyla ormanların azalması ya da verimsizleşmesi, artık güncel ve ciddi bir sorun hale geldi. Akdeniz iklimi etkisi altındaki ülkemiz orman yangınlarına karşı oldukça riskli bir bölgededir. Coğrafi konumumuz nedeniyle orman yangınları tamamen önlenemese de ülke nüfusunun bilinçlendirilmesi ve alınacak önlemlerle orman yangınlarını ve olumsuz sonuçlarını, en aza indirgemek mümkündür. Başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de orman yangınlarının esas nedeni, büyük ölçüde insan faktörüdür. Bu nedenle, öncelikle ülke nüfusunun ormanların önemini kavramaları gerekir.

Ormanlar Anayasanın 169. maddesinde ve 6831 sayılı Orman Kanununda koruma altına alınmıştır; ancak, ormancılık biliminin gereklerine uygun olarak Kanun yeniden düzenlenmelidir ve yaptırımlar arttırılmalıdır. Özellikle yaz mevsiminde yangına duyarlı olan bölgelerdeki ormanlık alanlara giriş kısıtlamaları getirilmelidir.

Orman yangını erken saptayabilecek drone, gözetleme kulesi gibi tüm donanımlar etkin şekilde kullanılmalıdır. Marmaris, Bodrum ve Manavgat yangınlarında arazinin eğimi yüksek olduğundan karadan müdahalede zaman zaman güçlükler yaşandı. Havadan müdahalede ise eksik donanım nedeniyle aksamalar ve gecikmeler oldu. Can kaybının azalması ya da önlenebil­mesi için yangının çok hızlı hareket edebildiğini öğrenmemiz gerekli. Bir orman yangını saatte ortalama 10 kilometre hızla yayılabilir. Bu, sağlıklı bir insanın ancak koşarak kaçabileceği bir hızdır; ormandaki pek çok hayvanın ise kaçabileceği hızın çok üzerindedir. 2018 yılında Atina’da­ çıkan yangında 26 kişinin denize çok yakın bir yerde yanarak ölmesi ise beklemediğimiz bir anda yangının yolumuzu kesebileceğinin bir göstergesi. Dolayısıyla almamız gereken en önemli ders, orman yan­gınlarına müdahalede olabil­diğince hızlı davranmaktır. Maalesef yaşanan gecikmelerin bedelini ormanlar, orada yaşayan hayvanlar ve yöre halkı ödedi.

 

Ülkenin güneyi yangınlara teslim olmuşken kuzeyinde ise sel felaketi yaşandı. Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde 11 Ağustos'ta şiddetli yağışların ardından yaşanan sel, can kayıplarının yanı sıra büyük çapta hasara yol açarak felakete dönüştü. Bartın, Sinop ve Kastamonu’da toplamda 79 kişi sel nedeniyle hayatını kaybetti. Sel felaketine yol açan da aslında doğa değil insandı. Dere yatağına yapılan konutlar ve Ezine Çayı’nın yatağının daraltılması felaketin başlıca sebepleriydi. Ayrıca o bölgede kurulan tomruk deposundaki tomruklar sele kapılarak Ezine Çayı üzerindeki köprülerin tıkanmasına, köprüde biriken sel sularının ilçe merkezine akmasına yol açtı.

 

Sevgili okurlarım, insanın doğaya ihanetinin sonuçlarını ne yazık ki bütün dünya yaşayarak görüyor. Unutulmamalıdır ki, iklim değişikliği sadece bugünü değil yarını da tehlikeye düşürmektedir. Yeşil bir ülkede sağlıkla yaşamak istiyorsak hem ilgili merciler gerekli tüm tedbirleri almalı hem de bizler çevreye daha duyarlı olmalıyız. Temizlik imandandır diyen bir toplum iken pandeminin hayatımızın bir parçası kıldığı maskeleri yerlere atan, plastik şişeleri ormana fırlatan, çer çöp ne varsa denizlere bırakan bir ülke olduk. Doğaya saygı duymazsak, ormanlarımızı, toprağımızı, denizlerimizi korumazsak iklim değişikliğinin önüne geçemeyiz. Benzer felaketlerin tekrar yaşanmamasını ümit ediyor, sözlerime son verirken 30 Ağustos Zafer Bayramımızı en içten dileklerimle kutluyorum.



Bu yazı 1173 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI