Bugun...


Selahattin Daver

facebook-paylas
KADIN CİNAYETLERİ
Tarih: 08-03-2019 16:41:00 Güncelleme: 08-03-2019 16:41:00


Değerli okurlarım,

 8 Mart, tüm dünyada kadınların eşit ve özgür biçimde, daha huzurlu yaşama isteklerini dile getirdikleri, tarihi öneme de sahip bir gündür. Kadın ve erkeklerin fiziksel farklılıkları eşit haklara sahip olmamalarını gerektirmemektedir. Tarih boyunca bazı toplumlarda kadın kötü ve değersiz gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Hatta İslamiyet’ten önce Arap toplumunda, istenmeyen bir kız çocuğunun diri diri gömülebileceği, erkeğin dilediği sayıda evlenebileceği, kadının bir eşya parçası gibi alınıp satılabileceği kabul edilmekteydi. Eski Türk toplumlarında ise kadın, erkekten farklı ama ona eşit bir varlık olarak saygı görürdü. Aile tek evliliğe dayanır, kız çocukları da erkek çocukları kadar değer görürdü. Kız çocuklarının öldürülmesi âdeti hiçbir Türk toplumunda görülmemiştir. Mülkiyet bakımından da kadın eşit haklara sahipti. Türk Hakanının kararlarında eşi olan Hatun adına da yer verilirdi. Türk toplumunda kadın ikinci planda değildi. Ancak Osmanlı’nın Arabistan ve Mısırı fethinden sonra, Arap toplumunun kural ve geleneklerinin Osmanlı toplumu üzerindeki etkisi arttı, kadının statüsü geriledikçe geriledi.

Erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi ve dilediği zaman tek taraflı iradesi ile eşini boşayabilmesi, kadının kendi isteği dışında temsil yoluyla evlendirilebilmesi, kız çocuğunun erkek çocuğa göre mirasta yarım pay sahibi oluşu, mahkemede kadın şahidin ifadesinin erkek şahidin verdiği ifadeye göre yarı değerde sayılması, kız çocuklarının eğitim hakkından yoksun bırakılmaları, mesleklerin genellikle kadınlara kapalı oluşu ve benzeri eşitsizlikler 20. yüzyıla kadar sürüp geldi. Tanzimat Dönemi sonrasında ise pek çok şair ve yazar, kadının hor görülüp aşağılanmasına karşı mücadele vermeye başladılar. Şinasi, Namık Kemal, Halide Edip Adıvar, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp bu yazarlardan sadece birkaçıdır.

Nihayetinde Ulu Önder Atatürk, Türk kadınını “ikinci sınıf” insan durumundan kurtarmak için gerekli adımları atmıştır. Atatürk’ün Türk kadınına beslediği saygı, Kurtuluş Savaşı’ndaki tecrübeleriyle perçinlenmiştir. 1923 yılında yaptığı bir konuşmada “… Dünyada hiçbir milletin kadını, ‘Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım…, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim’ diyemez.” sözleriyle kadının Türk toplumundaki yeri ve önemine değinmiştir. 4 Nisan 1926’da Türk Kanunu Medenîsinin kabulüyle de tek evlilik getirilmiş, boşanmadaki keyfilik kaldırılmış, aile hukuku açısından kadın ve erkeğin eşit olduğu hükümler getirilmiştir. 1934’te henüz Avrupa ve Amerika’da kadınlar için seçme-seçilme hakkı tanınmamışken, Atatürk kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Hindistan Kadınlar Birliği, Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı bildiride Atatürk’ü, kadın haklarının tarihi boyunca gelmiş en büyük savunucularından biri ilân etmiştir.

Tüm bu gelişmelere rağmen yıllar sonra toplumumuza dönüp baktığımızda kadına yönelik şiddet artmış durumdadır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri yapılacak ve sosyal medyada, haberlerde, reklamlarda “kadın-erkek eşitliğinden”, “kadınların özgür ve etkin bireyler olarak yaşama katılma hakkından” ve özellikle de “kadına karşı şiddetten” dem vurulacak. Peki, geçen sene 8 Mart’tan bu yana ne değişti toplumumuzda? İşlenen cinayetlere kurban giden, her türlü tacize maruz kalan ve susan kadınların sesi ne zaman duyulacak? Bunlar ne yazık ki cevabı bulunamayan sorular-sorunlar…

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”, tarafından açıklanan kadın cinayetleri istatistiklerini inceledim. Geçtiğimiz yıllara göre 2018 yılında kadın cinayetlerinin arttığı belirtilen raporda, 2018’de 440 kadının öldürüldüğü, 317 kadın ve 1217 çocuğun da cinsel istismara uğradığı ifade ediliyor. Gün geçtikçe artan 8 Mart etkinliklerine rağmen ne yazık ki böyle acı bir tablo karşımıza çıkıyor. Tabii ki sadece bir gün anmakla bir gün saygı duymakla hiçbir sorun çözülmüyor. Kadına karşı fiziksel ya da psikolojik şiddet kesinlikle en ağır şekilde cezalandırılmalı, fail hiçbir indirimden yararlanamamalıdır. Kadınlar iş hayatında daha çok yer almalı, mutlaka ekonomik özgürlüğe kavuşturulmalıdır. Ancak eğitimli, kendi ayakları üzerinde duran nesillerle bu şiddetin önüne geçebiliriz. Kadınların daha mutlu, özgür ve eşit olduğu bir toplum dileğiyle Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum…



Bu yazı 114 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI