Bugun...


Selahattin Daver

facebook-paylas
SOFRALARDAKİ TEHLİKE
Tarih: 22-09-2018 10:42:00 Güncelleme: 22-09-2018 10:42:00


Hepiniz evin temel ihtiyaçlarının giderilmesi için market-pazar alışverişi yaptığınızda raflardaki, tezgahlardaki organik yazısı dikkatinizi çekiyordur. Son zamanlarda ben de hem pazar hem market alışverişlerinde ürünlerin etiketlerine ve içindeki malzemelere dikkat eder oldum. Bugün sizlere “organik ürünler” ve “genetiği değiştirilmiş organizmalar” hakkında edindiğim bazı önemli bilgileri ve sağlığımızı tehdit eden gelişmeleri aktarmak istiyorum.

GDO yani ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma’ son yıllarda sıkça konuşuluyor. GDO bir canlının genetik özelliklerinin laboratuvar ortamında değiştirilmesiyle elde ediliyor. Bu şekilde gıdalar, böcek gibi çeşitli canlılara, tarım zararlılarına karşı dirençli hale gelmek Genetiği değiştirilmiş gıdaların tadı, kokusu, büyüklüğü, rengi farklılaşıyor. Çarşıda pazarda gördüğümüz kalıptan çıkmış gibi aynı boyutta fakat tatsız kokusuz sebze meyveler aklımıza GDO’lu mu sorusunu getiriyor. Kimi bilim insanları dünyanın gelecek elli yıl içinde kıtlıkla karşı karşıya olduğunu öne sürerek GDO’yu savunurken kimileri de olası yan etkileri sebebiyle GDO’ya karşı çıkıyor. Türkiye’de ve dünya genelinde GDO ile ilgili incelemeleri araştırdım ve çok çarpıcı bilgilere ulaştım.

Dünya genelinde çoğunlukla buğday, mısır, çilek, kiraz, domates, yer fıstığı, pirinç, patates, havuç gibi gıdalarda GDO bulunuyor. Şu ana kadar yapılan araştırmalar, gıdaları tarım zararlılarından korumak ve verimliliğini artırmak için kullanılan bu yöntemin hem doğa hem de canlılar üzerinde ciddi hasarlar bıraktığını gösteriyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın yaptığı bir açıklamada “1998’den beri, her yıl en az GDO’lu 2 milyon ton soya, 2 milyon ton mısır ülkeye rahatça giriyordu” ifadelerini kullanmıştı. Bu demek oluyor ki henüz bizler GDO’nun adını bile duymamışken bu gıdalar sofralarımıza girmişti.

Peki GDO’lu gıdaların zararları nelerdir, insan sağlığı üzerinde ne gibi etkileri vardır? Sizlere birkaç bilimsel makaleden derlediğim bazı sonuçları yazacağım.

2005 ve 2006 yılları arasında, Rusya Bilimler Akademisi’nden bilim insanları GDO’lu soya ile fareleri beslemişler. Bu fareler, aşırı derecede küçük yavrular doğurmuş ve yavruların yarısından fazlası 3 hafta içinde ölmüş. Sonuçlar bilimsel dergi ve konferanslar olmak üzere yedi ayrı yerde yayımlanmış. ABD Gıda ve İlaç Kurumu’nun (FDA) 1990'ların başında ortaya koyduğu verilerde, GDO’lu domatesle beslenen farelerin midelerinde küçük delikler açıldığını ortaya koymaktadır. Science and Society dergisinde yayımlanan bir araştırmada özellikle hamile kadınların kanında ve fetüste GDO’ya rastlanmıştır. Bu besinler insan vücudunda tam parçalanamamakta ve sindirilememektedir. Bu nedenle mide-bağırsak rahatsızlıklarına, alerjik hastalıklara, hormonal sistem üzerinde bozulmalara yol açmaktadır. Özetle GDO’lu ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini söyleyen ve sayıları her yıl hızla artan birçok bilimsel çalışma mevcut.

Geçtiğimiz birkaç yıl içinde birçok ülke GDO’lu ürünlerin ithalatını, üretimini ve satışını tamamen yasakladı. Örneğin Rusya hükümeti GDO’lu ürünlerin kullanımını yasakladı ve bilim insanları bu kararın en az 10 yıl boyunca sürdürülmesi gerektiği konusunda fikir belirttiler. Ülkemizde ise 2010’da yürürlüğe giren “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik” gereği GDO’lu bazı ürünlerin özellikle yemlerin satılması mümkün. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar, bisküvi, kraker, pudingler, bitkisel yağlar, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk vb hayvanlardan elde edilen gıdalar, hazır mamalar, çorbalar, sıvıyağlara kadar yüzlerce ürün GDO’lu olma riski taşıyor. Bilinçli tüketici olarak elbette aldığımız ürünlerin ambalajlarına bakmalı, mümkün olduğu kadar paketli gıdalardan uzak durmalıyız. Ancak bir de bu tehlikeden rant sağlamaya çalışanlar var ne yazık ki. Özellikle semt pazarlarında bütün ürünler organik ya da doğal adı altında normal fiyatının üç dört katına satılıyor.

Sevgili okurlarım, çağın en büyük hastalıkları olan kanser ve obeziteden korunmak, sağlığımızı ve doğamızı korumak için bilinçli hareket edelim. Gerek marketten gerekse pazarlardan alışveriş yaparken dikkatli olup organik ya da doğal denilen ürünlerin sertifikasını ya da logosunu kontrol edelim. Bir eğitimci olarak temennim halkın tüketim bilincine ulaşması, uygun fiyatlı sağlıklı gıdaları sofralarına getirebilmesidir. İzmir’de hâlihazırda Urla, Bostanlı ve Balçova’da kurulan organik pazarları tüm semtlerde görmeyi istiyoruz, umarım bu yönde çalışmalar yapılacaktır. Hepinize sağlıklı günler dilerim.



Bu yazı 501 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI