Tempobet
best10
Muğla escort Bodrum escort Marmaris escort Fethiye escort Milas escort Dalaman escort Datça escort Gümbet escort Köyceğiz escort Menteşe escort Yatağan escort
ankara mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son yalova mutlu son yozgat mutlu son zonguldak mutlu son www.elmasajeinfantil.com
Gölpazarı escort Bozüyük escort Ilıca escort Avsallar escort Evren escort Avsallar escort
Tekirdağ masaj salonu Adana masaj salonu Mersin masaj salonu Bursa masaj salonu Muğla masaj salonu Balıkesir masaj salonu Kocaeli masaj salonu İstanbul masaj salonu Ankara masaj salonu Antalya masaj salonu İzmir masaj salonu Denizli masaj salonu Çanakkale masaj salonu Sakarya masaj salonu Manisa masaj salonu
sakarya escort Sakarya Escort Sakarya Escort Sakarya Escort Sakarya Escort Bayan Kayseri Escort Webmaster Forum
manavgat escort manavgat escort bayan belek escort manavgat escort escort manavgat seks hikaye sex hikaye side escort eryaman escort sex hikaye
mersin escort
izmir escort
gaziantep escort

casino siteleri 1xbet

supertotobet betist
escort ankara escort çankaya escort kızılay escort antalya escort escort bayan
ankara escort bayan ankara escort bayan ankara escort
izmir escort

anadolu yakası escort ataşehir escort

ucuz escort kumburgaz escort sefaköy escort başakşehir escort gaziosmanpaşa escort küçükçekmece escort bahçelievler escort silivri escort
Bugun...


Sibel Ağı Günerhan

facebook-paylas
Aylar Geçti Corona Geçmedi
Tarih: 23-11-2020 14:19:00 Güncelleme: 23-11-2020 14:19:00


Corona ile ilgili ilk yazımı Haziran ayında, hayatın normale dönmesinden sonra yazmıştım. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz demiştim. Şimdi Ekim ayındayız ve aradan 4 ay geçti. Bu süre zarfında yaz tatili ve kurban bayramı da yaşandı. Memleketine gidenler oldu, memleketinden akrabaları gelenler oldu. Sosyal ya da fiziksel mesafe sıfırlandı. Uçaklarda ilk günden kaldırılan boş koltuk uygulaması otobüslerde sürdürüldü. İşe gitmek zorunda olup toplu taşıma kullanması gerekenler metro-otobüs-dolmuşlarda balık istifi gidip geldiler evlerine. Ne o araçlara tıka basa binen suçluydu, ne de aracına alan. Binmeseler; işe geç kalma, işten çıkarılma riski çıkacaktı karşılarına. Virüs kapmak, “minicik” bir detaydı onlar için. Virüsten ölmekle açlıktan ölmek arasında seçim yaptılar. Hadi onlar zorunluluktan üstlendiler bu riski. Peki tatile gidenler, onlara ne demek gerek? Plajlarda itina ile ayarlanan şezlong mesafeleri, yüzerken sıfırlandı, zaten ne bekleniyordu ki?!

 

İlk yazımda da belirttiğim gibi bu yıl biz tatile gitmedik. Kendimizin gitmediği yetmezmiş gibi annemi de yazlığa göndermedik. Çünkü biliyorduk ki annem sosyalleşmeden duramaz, komşularını terasında mutlaka misafir etmek isterdi. Hayatın normale dönmesinin virüsün bittiği anlamına gelmediğini bildiğimizden izole hayatımızı sürdürmeye devam ettik. Alışverişleri eşim yaptı. Yıkanabilir ambalajlı olan ürünleri yıkayıp kurulayarak aldım içeri. Hiçbirine kızımızı dokundurmadık.

Ellerimizi bir şeylere dokununca yıkadık, tekrar tekrar. Dışarıdan eve girince el yıkama alışkınlığımız zaten var olduğu için pek te zorlanmadık ama ambalajlı ürünleri yıkama adeti pandemi sürecinde gelişen bir davranıştı benim için. Parka götürmedim hiç kızımı. Ama şanslıydık, izole olabileceğimiz bir bahçemiz vardı. Güneşe, doğaya olan ihtiyacımızı maaile bahçemizde karşılayabildik. Çok zorunlu durumlarda dışarı çıktığımda market, pazar, caddeler, sokaklar bana ruhsuz göründü. İnsanlara yabancılaştığımı hissettim. Çok sosyal bir insan sayılmasam da bu kadar yabancılık ve soğukluk hiç hissetmemiştim daha önce.

 

Biz bu kadar izole olmuşken TV’lerde, sosyal medyada zorunlu olmayan durumlara rağmen bir araya gelen, sosyalleşen insanlara hayretle baktım. Bu umursamaz davranış biçimi neye ve kime meydan okuma diye sorguladım. Bazen anlamaya çalıştım, bazen küçümsedim. Virüs verileri sağlıklı mı, değil mi sorusundan öte kendimin ve ailemin sağlıklı kalmasına odaklandım. Günler, haftalar, aylar böylece geldi, geçti. Eylül ayı sonunda okulların açılacağı bilgisi paylaşıldı TV’de. Göndermek istemesem de kızımın isteği üzerine okul süreci başladı bizim için de. Tedirginliğim çok büyük. Aylarca bu kadar koruduğum kendim ve ailem şimdi hiç kendini kısıtlamamış, ya da zorunlu olarak izole olamamış kişilerin çocuklarıyla aynı sınıfta olacak. O zaman ben bunca zaman niye sıktım kendimi de çocuğumu da.

 

Şimdi ne anlamı kaldı. “Evdekal” günlerinde hem evde kalmış hem de 65 yaş üstü olan anne-babalarımızla bile görüşmemiştik. Şimdi ise, bir yandan çocuğumu okula gönderiyor, hem de anne ve babamla görüşüyordum. Nasıl görüşmeyecektik ki, hayat normale dönmüştü bir kere. Ya virüs kaparsa çocuğum; ya bize de bulaşırsa, ya bizden ailelerimize de bulaşırsa… Bu vicdan azabıyla nasıl yaşanır ki. Şimdi bir çıkmazın içindeyim üstelik sadece kızımın okula gitmesi değil sorun. Okuldan sonra arkadaşlarıyla parka gitmek istiyor ve takdir edersiniz ki fiziki mesafe sıfırın atına düşüyor. Sarılmalar, öpüşmeler… Kafamda deli sorular…

 

En büyük dileğim, bu sürecin sonunda “keşke” diyeceğimiz olumsuzlukların olmaması ve tez zamanda bu virüsün ülkemizi ve dünyamızı terk etmesi.



Bu yazı 23603 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI