Bugun...


Sibel Ağı Günerhan

facebook-paylas
Ben her şeyi yanlış biliyormuşum!
Tarih: 10-05-2019 11:33:00 Güncelleme: 10-05-2019 11:33:00


Nisan ayının ikinci hafta sonunda (14.04.2019) öğlen saatlerinde Bornova merkezde bulunan İZELMAN katlı otoparkındaki (556 Sokak) aracımı alıp kızımla birlikte otoparktan çıktım. Mustafa Kemal Caddesine çıkmak amacıyla otoparkın yan cephesine (554 Sokak) döndüm. Uygunsuz bir şekilde bırakılmış belediyeye ait kamyonet ile yolun ortasına belediye tarafından döşenmiş (araçların yol kenarlarına park etmelerini engellemek amacıyla) taşlar arasında sıkışınca taşlara çarpmamak isterken sağ ön aynamı kamyonetin kasasına çarptım.   
Çarpma sonucu aynam kırıldı. Çıkan sesten kızım korkup ağlayınca panik oldum. Pazar kurulduğu için trafik çok sıkışıktı. Bir tur atıp geldikten sonra aracımı uygun bir noktaya çektim. Kızımı sakinleştirdikten sonra da 155’i arayıp beklemeye koyuldum. Bu arada kamyonetin şoförüne polisi aradığımı ve beklemesi gerektiğini söyledim. Kendisi bana “polis bana hatalı parktan ceza yazarsa yazar, ben beklemem” dedi ve gitti. 
Yaklaşık 1 saat bekledim. Çünkü polisler gelecek ve o kamyonetin şoförünü hatalı bulacak zannettim. Beklerken huzursuzlanan kızıma da “polisler gelecek ve o kişiye ceza yazacaklar. “Anne ben korkuyorum” dediğinde de “polisten korkulmaz. Polis haklıları korur” dedim. Ama öyle olmadı. Pazartesi günü raporu elime alıp okuduğumda hayal kırıklığına uğradım ve hakkaniyet arayan dürüst bir vatandaş olarak incindim. Hakkımın teslim edilmesi beklentisiyle çağırdığım polis memuru düzenlediği raporda tek kusurlu olarak beni göstermiş, karşı tarafı ise tamamen kusursuz görmüştü. Polisi arayan bendim, 1 saat boyunca bekleyen bendim, gideceği yere geciken bendim, küçük kızıyla orada perişan olan bendim ama her nasılsa kusurlu olan da yalnız bendim. Kaçıp giden haklı, kalan kişi ise kusurlu görülmüş idi.   
Söz konusu raporda yolun ortasındaki taşların varlığından da, kamyonetin geçişi son derece kısıtlayan bir şekilde duruyor olmasından da hiç söz edilmiyordu. Kamyonet şoförü “bana yazarlarsa hatalı parktan ceza yazarlar” diye kendi hatasını kabul etmişken, polis memuru bu durumu da yok sayıyordu. Raporda tam aksine sanki ben onca zaman orada kamyonetin şoförünün kusursuzluğunu kanıtlamak için beklemişim gibi bir durum ortaya çıkıyordu.
Eğer ben bir otoparkta kendi sınırları içine park etmiş bir aracın yanından geçerken aracımı çarpmış olsa idim tarafıma atfedilen %100 kusurlu görüldüğüm bir raporu başımın üstünde taşırdım. Ancak bu olayla ilgili olarak “tek kusurlu” olarak görülmeyi aklımla da, vicdanımla da kabullenemiyorum. 
Burada; söz konusu kamyonetin uygunsuz park ederek kazaya sebebiyet vermesi, yolun ortasına taş döşenerek ikiye ayrılması nedeniyle hareket kabiliyetinin sınırlanması ve trafik güvenliğinin engellenmiş olması göz ardı ediliyordu. Kaza yerine ilişkin çizilen krokide de ölçeklendirme hatalı yapılmış, sanki yol müsaitmiş te ben kamyonete sebep yokken çarpmışım gibi gösteriliyordu. Oysa kamyonetle benim aracım arasında krokideki gibi büyük bir boşluk değil, milimetrik bir boşluk vardı.
Bu küçücük olayda bile hakkaniyetten uzak bir raporla karşılaşmak, benim polislik mesleğine olan inancımı zedelemiştir. Kamyonet şoförünün pervasız bir şekilde olay yerini terk etmiş olması bile başlı başına kusur sayılmalıyken, trafik güvenliğini hiçe sayarak yolu ve kaldırımı kaplayacak şekilde aracını öylesine bırakmasının kusur olarak görülmemesi rahatsız edicidir. Orası otopark değildir, ben de yoldan çıkarak ona çarpmış değilim. 
Zaten olay yerini kimin terk ettiği, polisi kimin aradığı ve 1 saat boyunca kimin beklediği ortada olduğuna göre kazaya sebebiyet veren tarafın da kim olduğu açıkça görülmektedir.    
25 yıllık sürücüyüm. Söz konusu olaya kadar kullandığım araçları kaldırım kenarına bile çarpma vakam bulunmamaktadır. İnsanız her şey yapabiliriz ama acemi olmadığımı vurgulamak açısından bu durumu belirtme ihtiyacı duydum.
Yenişehir’deki Trafik Deneyleme Şube Müdürlüğü’ndeki polis memurlarıyla görüştüm. Onlar da bana kanunların böyle olduğunu anlattılar. Yani kanunlar; otoparkta kendi sınırları içinde duran bir araca çarpmakla, yolun ortasına sorumsuzca bırakılmış bir araca çarpmayı aynı kefeye koyuyormuş. Kanun yapıcıların trafikte öncelik hakları olduğu için böyle durumlarla karşılaşmıyor olmaları, kanunu yazarken de hata yapmalarına neden olmuş olamaz mı? Bu kanunda sorgulanması gereken yanlar yok mu? Yoksa bu durum herkes için anlaşılabilir bir durum da konuyu anlayamayan yalnız ben miyim? Mesela benim adalet anlayışıma göre burada asli kusurlu olarak görülmesi gereken o kamyonetin sürücüsüydü. Çünkü geçişi sınırlandıracak şekilde park etmişti. Üstelik o şekilde park ederek sadece araç geçişini sınırlandırmamış, görme engellilerin yürümesi için yapılan sarı hattı da kapatmıştı. Onları belediye engellilere verdiği önemi göstermek için yapmıştı! Ama belediye çalışanının bundan haberi yoktu! 
Hayatım boyunca yolun ortasına ya da kaldırıma park etmedim. Hep kaldırımın yayalar için olduğunu düşündüm. Engellilerin, bebek arabasıyla geçen annelerin, yaşlıların kaldırımdan rahatlıkla yürüyebilme haklarının olduğunu savundum. Ama görünüşe göre kaldırıma park etmek herhangi bir kusur teşkil etmiyormuş. Hatta araçların-dezavantajlı bireylerin geçişini engelleyecek şekilde park etmek bile kusur sayılmıyormuş. Bu yaşıma kadar ben yanlış davranmışım. Bana annem-babam-okul hayatım boyunca öğretmenlerim hep yanlış şeyler öğretmişler. Meğer doğru sandığım şeyler yanlış, yanlış sandığım şeyler doğruymuş! Ben her şeyi yanlış biliyormuşum!

 



Bu yazı 1645 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI