Bugun...


Sibel Ağı Günerhan

facebook-paylas
Çevre Sorunları ve Farkındalık
Tarih: 26-01-2018 14:19:00 Güncelleme: 26-01-2018 14:21:00


Çevre ile ilgili farkındalığımız ne kadar az. Aş ve iş meselelerini halledemeyince insanlar, çevre ile ilgili problemlere deyim yerindeyse “zurnanın son deliği” muamelesi yapıyor, bunu bahis konusu yapanlara da “burun kıvırıyorlar”. Ama aslında en temel meselemizin çevre olması gerekir. Suyu, havası, toprağı kirlenmiş kentlerde ne zamana kadar sağlıklı yaşam sürebileceğiz? Hadi biz sürdük diyelim, çocuklarımız ne kadar sürebilecek?

Bu konunun üzerinde dikkatle durmamız gerekir. Çünkü su kirliyse, toprak kirliyse, hava kirliyse insan var olamaz. Bunu anlamamız şart! Dolayısıyla bakış açımızı değiştirmek ve çevre ile ilgili meseleleri ana gündem maddesi haline getirmek gerekir.

Üretim faaliyetleri söz konusu olduğunda genelde bu faaliyetin havayı ne kadar kirlettiği ile ilgili sınırlı tutarız konuya olan ilgimizi. Günümüzde bir otomobilin üretimi için ortalama 350 ton, bu otomobilin dört lastiği için 7,5 ton, pamuklu bir tişört için ise 4 ton harcanıyormuş. Suya olan bu ihtiyacın büyüklüğü bir yana, kullanılan bunca suyun bir bölümünün kirlenmiş olarak nehirlere ve oradan da denizlerimize kadar ulaşması ise bambaşka bir tehlike. Gediz Nehri, Kütahya’da Murat Dağı’ndan çıktığında içilebiliyorken, nasıl oluyor da İzmir Körfezi’ne döküldüğünde zehir saçabiliyor? O suyla tarım alanları sulanıyor ve orada üretilen gıda maddelerini siz, ben, çocuklarımız hep birlikte yiyoruz.   

TÜİK'in verilerine göre belediyeler, köyler, imalat sanayi işyerleri, termik santrallar, organize sanayi bölgeleri ve maden işletmeleri tarafından 2012 yılında 14,3 milyar m3 su, doğrudan su kaynaklarından çekilmiş. Üretimi durdurmak imkansız olduğuna, tüketimi azaltmak ta mevcut sistem içerisinde çok zor olduğuna göre geriye iki seçenek kalıyor. Kullanılan suyun tekrar üretime kazandırılması ve kullanılamayacak olan suyun ise arıtılmasının sağlanması. Bu konuda yasa ve yönetmelikler çıkarılmalı ve çok sıkı bir şekilde uygulanmalıdır. Caydırıcı cezalar konulmalıdır. Kimsenin su kaynaklarını kirletmeye hakkı yok!  

Aslında söz konusu fabrikaların, işletmelerin sahiplerinin bu konuda farkındalıkları olsa; yani, “çocuklarına para kazanmak” için yaptıkları ticari faaliyetlerin sonucunun çocuklarının geleceğini yok etmekte olduğunu bilseler eminim gerekli önlemleri almak konusunda daha istekli olacaklardır. Fabrikalarının bacalarındaki filtreleri çalıştırmayarak çocuklarının soludukları havayı kirletmekte olduklarını, arıtmadan deşarj ettikleri sularla çocuklarının geleceklerini yok etmekte olduklarını bir bilseler…

Çevre konusundaki farkındalık çalışmalarını bu nedenle çok önemsiyorum. Birilerinin bir şeyleri bilmiyor olması son derece normal. Ot deyip ezdiğimiz, böcek deyip geçtiğimiz her şeyin biyoçeşitliliğin bir parçası olduğunu ben de doktora yaptığım sırada kavradım. Ben ki çevre konularına hem ilgili, hem de duyarlıyım. Demem o ki insanlar durumun öneminin farkında olmayabilirler. Onlara bunu anlatmak, kavratmak gerekir. Ama ülkemizde genelde ilkokul çocuklarına yönelik yapılıyor bu tür farkındalık çalışmaları. Bense önce anne-babaların eğitilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, çocuk nasıl olsa öğrenir. Anne-babaların farkındalık düzeyindeki artış, davranışlarına yansıdığında çocukları da onlardan öğrenerek hareket edeceklerdir. Okullarda da eğitim müfredatına konulacak çevre dersleriyle bu bilgiler pekişecek ve gelişecektir.

   

 



Bu yazı 427 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI