Bugun...


Sibel Ağı Günerhan

facebook-paylas
Lavanta Tarlaları Turu
Tarih: 05-08-2019 10:20:00 Güncelleme: 05-08-2019 10:20:00


Duru ile ilk turumuz, bu nedenle heyecanlıyım. Duru hayatımıza girdiğinden bu yana kısa mesafeler dışında pek bir yere gidememiş olmaktan dolayı da Duru her ne yaparsa yapsın bu yolculuğa çıkmaya kararlıyım. Çünkü kızımız Duru tatlı olduğu kadar zor bir çocuk, çok hareketli, yerinde durmaz, zor uyur… Ama dedim ya, iki günlük bir yolculuk ve ben her şeyi göze aldım. Duru her ne yaparsa yapsın tolere edebileceğim, güveniyorum kendime! 
Sabah erkenden kalkıp tur otobüsümüzün bizi alacağı noktaya gittik. İlk molamızı Aydın’ın çıkışındaki kahvaltıcıda vereceğimizi söyledi rehberimiz. İlgili tesis ile telefon görüşmesi yaptığını, kahvaltı için 4’er kişilik masa hazırlanacağını da ekledi. Daha hiç kimseyi tanımıyorken, merhaba bile dememişken aynı masada kahvaltı etmek! Karşımdaki kişinin hijyen kuralları ile ilgili yaklaşımını bilmeden aynı reçel tabağına nasıl ekmek banacaktım? Ya dişini çatalıyla karıştırmaya kalkarsa! Ya burnunu karıştırdıysa az önce? Kafamda bu tereddütlerle geldik tesise. Araçtan inişimiz Duru nedeniyle gecikince bize ayrı masa açıldı da keyfim yerine geldi. Zengin bir kahvaltı ile güne başladık böylelikle. Duru rehberimize ayrılan masada oturdu, yanımıza gelmedi. Kahvaltı faslı bitince yeniden koyulduk yola.
Otobüse biner binmez Duru “rehber hanııım bana mikrofonu verecektin ya” dedi. Yolculuğumuzun başında benden mikrofon için izin istemiş, bense olmaz deyip geçiştirmiştim. Kahvaltı masasında rehberden mikrofon iznini kendisi koparmış. Rehberimizin konuşması bitince Duru biraz şarkı söyledi de rahata erdi. 
Yol boyunca rehberimiz bizi gideceğimiz yerlerle ilgili bilgilendirdi. Serinhisar’a gelince, yine bir tesiste bu defa leblebi almak için durduk. Bir Çorumlu olarak “leblebi alacaksak Çorum’dan alırız!” dedim ve herkes leblebi alırken, biz de o tesisten el yapımı deri terlik aldık. 
Rehberimiz ara ara mikrofonla bizi bilgilendirdi. Duru ha bire mikrofon istiyor, bense çeşitli bahanelerle erteliyordum ama o “rehber hanııım” diye başlayan cümlelerle mikrofon istiyordu yeniden. Ondan vazgeçse ön koltuktakilerle, arka koltuktakilerle sürekli etkileşim halindeydi. Beni çok zorluyordu. Neyse ki yeniden mola vakti geldi. Bu defa öğle yemeği için durduk. Bir yandan daha hiçbir yer görmeden sürekli duruyor olmaya şaşırıyor, bir yandan da 1-2 saatlik yolculuğun ardından duruyor olmanın bana Duru bakımından avantaj sağladığını düşünüyordum. Durmak bilmeyen kızımız böylelikle biraz olsun enerjisini atıyordu. O koşuyor ben de arkasından koşuyordum her zaman olduğu gibi. Yemeğimizi de yedik ve bu defa yeniden yola çıktık. Uzun bir yolculuktan sonra nihayet lavanta tarlalarının bulunduğu Kuyucak Köyü’ne ulaştık. Ulaştık ulaşmasına da, ben uçsuz bucaksız lavanta tarlaları görmeyi beklerken, avuç içi kadar lavanta tarlalarını görünce şok oldum. Herkeste de benzer duyguların yansımaları oldu. Fotoğraflarda mos mor gözüken lavantalar aynı bizim bahçedeki lavantalar gibiydi. Bu durumda ben de lavanta turlarını bizim bahçeden başlatabilirim. Şaka bir yana… Tarla ortalarına kapı, pencere, sandalye, salıncak gibi çeşitli objeler konulmuş fotoğraf çektirmek için. Bana çok zorlama geldi. Her neyse. Oradaki satış yerinde lavantalı ve güllü dondurmalarımızı yedik, mola süresi bitiminde beklediğimi bulamamış olmanın hayal kırıklığı ama yeni yerler görmüş olmanın bana kattıklarıyla oradan da ayrıldık. 
Bir sonraki istikametimiz Isparta. Orada bir gece kalacağız. Rehberimiz bu bilgiyi verdi bize. Yeniden yolculuğumuz başladı. Isparta’ya girdiğimizde yemyeşil yollar karşıladı bizi. İnsanın üzerinde olumlu hisler bırakan uzun bulvar boyunca ilerledik, yol üstündeki otelimizi gösterdi rehberimiz. Ama az ilerideki Süleyman Demirel heykelini ve gül heykellerini de görüp sonra inecektik otelimize. Gül heykellerini çok başarılı buldum. Kentlerimizde bulunan heykeller malzeme ve işçilik açısından sorunlu oluyor çoğu kere. Buradaki güller kentin merkezine sempati ve estetik katmış. Fotoğraf çekimi ve alışverişin ardından otelimize yerleştik. Odamızdaki ütü masası ve ütü detayına bayıldım. Kullanmadım ama otellerde pek olmayan bir uygulamadır odada ütü bulunması. Keşke bütün otellerde bulunsa da seyahat ütüsü taşımak zorunda kalmasak. Odamıza yerleştikten sonra akşam yemeği için restoran bölümüne gittik. Küçük ama ferah bir yerdi, yemekler de güzeldi. Çok yorgun olduğumuzdan yemek yiyip odamıza geçtik ve güzel bir uykunun ardından erkenden kahvaltı yapıp yeniden yola koyulduk.


(Seyahatin ikinci gününe ait detayları https://sibelagigunerhan.wordpress.com adresinden okumaya devam edebilirsiniz).

 



Bu yazı 948 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI