Hayat, hepimiz ve herkes için iniş ve çıkışları olan bir yolculuktur. Hiç kimsenin hayatı kusursuz bir düz çizgiden ibaret değildir; o, her birimizin göğsünde atan bir kalbin grafiği gibidir.
W gibi olan hayat serüvenimizin – gibi olmasını beklemek saflık ve boş bir hayalden ibaret olur. Tıbbi adıyla bir elektrokardiyogram (EKG) cihazına bağlandığınızda, ekranda beliren o inişli çıkışlı çizgileri görürsünüz. Yukarı doğru keskin bir tırmanış, ardından ani bir düşüş ve yeniden dengelenme... O grafik bize çok temel, çok sarsıcı bir gerçeği öğretir: ‘’Hayatın devam etmesi, ancak iniş ve çıkışların varlığıyla mümkündür.’’ Eğer o çizgi dümdüz olursa, bu tıbben ölüm demektir. Manevi olarak da durum tam olarak böyledir; hayatın içindeki mahrumiyetler, mazlumiyetler, mağduriyetler, mağlubiyetler, zorluklar, acılar, sevinçler ve başarılar bizi diri tutan, ruhumuzu olgunlaştıran gizli güçlerdir.
İşte bu manevi ritmi anlamak, düştüğümüz kuyulardan zirveye tırmanmanın sırrını keşfetmektir.
Zannedildiğinin aksine insan psikolojisi ve maneviyatı, her şey yolunda ve harika giderken değil, en sert düşüşlerde, kayıplarda şekillenir.
Hayat grafiğinin en altına indiğimiz o anlarda samimi bir halde inanır ve gereğince gayret edersek, yeniden yukarı sıçramak için hız aldığımız ve güçlenerek hayata hazırlandığımız yerlere dönüşür.
• Bu bilgilerin örneği ve ispatı niteliğindeki olaylardan bir tanesi Hz. Yusuf’un hikâyesidir.
• Öz kardeşleri tarafından karanlık, derin bir kuyuya atıldığında hayat grafiği en dip noktayı görmüştü. Dümdüz, karanlık bir çaresizlik gibiydi. Ancak o kuyu olmasaydı, onu Mısır’a götürecek kervanla yolları kesişmeyecekti. Kuyu olmasaydı, zindan olmayacaktı; zindan olmasaydı, saray ve Mısır’ın maliyesini yöneten o büyük bilgelik makamı gelmeyecekti. Maneviyat bize der ki: Kuyuda mısın? Sabret, saray yakındır.
• Daha yakın tarihten bir örnek verecek olursak Thomas Edison’ın emeklerinin bir yangınla küle dönüşmesi hadisesidir. 1914 yılında, Thomas Edison’ın devasa laboratuvarı ve fabrikası bir gecede alevler içinde kaldı. Hayatının emeği, formülleri, prototipleri gözlerinin önünde kül oluyordu. Edison o sırada 67 yaşındaydı. Grafiği dibe vurmuştu. Ertesi sabah çocuklarını topladı ve tarihe geçen şu sözleri söyledi: "Bütün hatalarımız yandı. Tanrı’ya şükürler olsun, her şeye yeniden başlayabiliriz." Yangından sadece birkaç ay sonra, fonografı (ses kayıt cihazını) mükemmelleştirerek piyasaya sürdü.
Önemli olan dipteyken mütevazı olmaktan daha ziyade, zirvede iken mütevazı kalabilmektir.
Unutmayalım ki grafiğin en tepeye çıktığı anlar, insanın kendini en güçlü, en yenilmez hissettiği anlardır. Fakat mümin feraseti ve manevi bilgelik, zirvedeyken körleşmemeyi, kibirlenmemeyi öğretir. Çünkü her çıkışın bir inişi, her gecenin bir sabahı vardır.
• Kanuni Sultan Süleyman’ın Yüzüğündeki anlamlı mesaj buna güzel bir örnektir. Muhteşem Süleyman, imparatorluğunun en güçlü, en ihtişamlı döneminde parmağında bir yüzük taşırdı. Üzerinde sadece şu yazıyordu: "Bu da geçer yâ hû." Sultan, gücün doruğundayken bile o grafiğin bir gün aşağı doğru meyledebileceğini, bu dünyanın geçici olduğunu kendine hatırlatıyordu. Bu, zirvedeyken dengede kalmanın manevi ve hikmetli yoludur.
Bilmeliyiz ki hayat yolculuğumuzda hep güçlü, zirvede, nimet içinde olsaydık "insanlara teşekkür ve Allah’a şükür" duygularımızı kaybederdik. Hep dipte, zararda kalsaydık bu sefer de umutlarımız ve dolayısıyla geleceğimize dair beklenti ve hayallerimiz yok olurdu.
• Hayatın anlamı ve amacını bilen ve ümitle yaşayan insanlar büyük zorlukları aşabilir.
• Viktor Frankl bize anlam,amaç ve ümitle yaşandığında ölüme meydan okunabileceğini anlatır. Nazi toplama kamplarında yıllarca işkence gören, ailesini kaybeden psikiyatrist Viktor Frankl, insanın en dipteyken bile nasıl hayatta kalabildiğini inceledi. Şunu fark etti: Kampta ilk ölenler, fiziken zayıf olanlar değil;
•
• Manevi bir amaca tutunmayı bırakan insanlardır.
•
• Hayat grafiğinin bir daha asla yukarı çıkmayacağını düşünen ümitsiz insanlardır.
•
• Hayatını anlamlandırmamış insanlardır.
•
• Frankl’a göre, "İnsanın acıya katlanabilmesi için acısının bir anlamı olması gerekir" dedi.
• Hayat grafiğindeki düşüşleri bir "ceza" değil, bir "eğitim" olarak görmek gerekir ve bu insanı yenilmez kılar.
Hayatın her alanında inanıp güvenen ve iyilik için vazgeçmeden gayret edenler başaracak ve üstün olacaktır.
Selam, dua ve muhabbetlerimle Rabbimiz Allah, yâr ve yardımcımız olsun...