İşçi Asgari Ücretle Geçinmeye Çalışırken, Bazı Sendika Başkanları Neden Yıllardır Aynı Koltukta?
Türkiye'de sendikalar ve meslek odaları, milyonlarca çalışanın haklarını savunmak için kurulmuş demokratik yapılardır. Ancak son yıllarda kamuoyunda giderek büyüyen bir tartışma var: Üyelerden toplanan aidatlar gerçekten üyeye hizmet olarak mı dönüyor, yoksa bazı yöneticiler için yıllarca süren bir yönetim düzenini mi finanse ediyor?
Tartışmanın odağında ise iki önemli başlık bulunuyor: BİTMEYEN BAŞKANLIK SÜRELERİ ve KAMUOYUNA YANSIYAN YÜKSEK MAAŞ İDDİALARI.
49 Yıllık Başkanlık süresince 8 Cumhurbaşkanı Değişti, Koltuk Değişmedi
Türkiye'de bazı sendika başkanlarının görev süreleri dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Otel, lokanta ve eğlence sektöründe örgütlü TOLEYİS Sendikası'nın Genel Başkanı Cemail Bakındı, 1977 yılından bu yana sendikanın yönetiminde yer alıyor. Aralıklı dönemler dikkate alındığında yaklaşık yarım asra yaklaşan bir sendikacılık dönemi söz konusu.
Bu süre içinde Türkiye'de; Cumhurbaşkanı olarak Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan görev yaptı.
Başka bir ifadeyle, 8 Cumhurbaşkanı değişirken aynı sendikanın genel başkanı değişmedi.
Benzer şekilde;
Liman-Dok Gemi İş Sendikası Genel Başkanı Hüseyin Necip Nalbantoğlu'nun yaklaşık 35 yıldır,
Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul'un ise uzun yıllardır görevini sürdürdüğü görülüyor.
Bu isimlerin oğullarının da sendika yönetimlerinde genel başkan yardımcılığı görevlerinde bulunması ise kamuoyunda "LİYAKAT MI, KURUMSAL DEVAMLILIK MI, YOKSA AİLE İÇİ YÖNETİM ANLAYIŞI MI?" sorularını beraberinde getiriyor.
CUMHURBAŞKANINA İKİ DÖNEM SINIRI VAR... PEKİ SENDİKALARDA NEDEN YOK?
Türkiye'de Cumhurbaşkanı Anayasa gereği belirli dönemlerle seçilebiliyor.
Buna karşılık birçok sendika ve meslek odasında aynı isimlerin 20, 30 hatta 40 yılı aşan sürelerle görev yapabilmesi, demokratik temsil ve kurumsal yenilenme açısından eleştiriliyor.
Elbette bir yöneticinin yeniden seçilmesi demokratik bir haktır.
Ancak kamuoyunun sorduğu soru şu: BİR KURUMDA ONLARCA YIL BOYUNCA AYNI İSİMLERİN GÖREV YAPMASI, YENİ KADROLARIN ÖNÜNÜ KAPATMIYOR MU?
Maaş Tartışmaları Büyüyor
Kamuoyunda son dönemde sendika yöneticilerinin mali haklarına ilişkin çok sayıda iddia gündeme geliyor.
Bazı sendikacılar tarafından yapılan açıklamalarda, bazı sendika başkanlarının maaş, temsil ödeneği, makam tazminatı ve diğer mali haklarının toplamının aylık yüz binlerce lirayı, hatta bazı örneklerde milyon liraları bulduğu öne sürülüyor.
Bu iddialar bağımsız ve resmi kaynaklarca her kurum için doğrulanmış değildir.
Ancak tartışmanın büyümesinin temel nedeni rakamlardan çok ŞEFFAFLIK EKSİKLİĞİ olarak gösteriliyor.
Çünkü aidatı ödeyen üyeler şu sorulara cevap istiyor:
Başkan ve yöneticiler toplam ne kadar ücret alıyor?
Temsil giderleri ne kadar?
Makam araçlarının maliyeti nedir?
Huzur hakkı, ikramiye ve diğer ödemeler hangi kararla belirleniyor?
Bu bilgiler neden düzenli ve ayrıntılı biçimde kamuoyuna açıklanmıyor?
AİDAT İŞÇİDEN, HESAP KİMDEN?
Sendikaların bütçesi üyelerin maaşlarından kesilen aidatlardan oluşuyor.
Ekonomik zorluk yaşayan milyonlarca işçi, memur ve emekli her kuruşun hesabını yapmak zorunda kalırken, aynı hassasiyetin aidatlarla oluşan bütçelerde de gösterilmesini bekliyor.
Bugün tartışılan konu yalnızca maaş değil. Asıl tartışma;
"ÜYEDEN TOPLANAN PARA NASIL HARCANIYOR?" sorusuna açık ve belgeli cevap verilip verilmediğidir.
Şeffaflık sağlandığında maaş tartışmalarının önemli ölçüde sona ereceğini savunanların sayısı her geçen gün artıyor.
KOLTUK HİZMET İÇİN Mİ, SALTANAT İÇİN Mİ?
Sendikalar ve meslek odaları demokratik hayatın vazgeçilmez kurumlarıdır. Ancak hiçbir kurum, yöneticilerinden daha önemli değildir. HİÇBİR KOLTUK DA ÖMÜR BOYU SÜRECEK BİR MAKAM OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR. Kurumların itibarı; uzun süre aynı kişinin görevde kalmasıyla değil, hesap verebilir olmasıyla güçlenir.
SON SÖZ
Bugün milyonlarca işçi, memur ve esnafın ortak beklentisi çok net: ŞEFFAFLIK. HESAP VEREBİLİRLİK. GÖREV SÜRELERİNDE YENİLENME. Aidatı ödeyen üye, ödediği paranın nereye harcandığını bilmek ister. Bu talep ne siyasidir ne de kişiseldir. Bu, demokrasinin ve hesap verebilir yönetimin en temel gereğidir. Çünkü sendikalar üyelerinin emeğini temsil eder. Emeğin temsil edildiği yerde ise en büyük güç, şeffaflık ve güven olmalıdır.