Belirti Vermeden Organlarınızı Tehdit Ediyor Günlük yaşamın yoğun temposu içinde çoğu zaman fark etmediğimiz büyük bir tehlike var: hipertansiyon. Halk arasında "yüksek tansiyon" olarak bilinen bu hastalık, sessiz sedasız ilerleyerek milyonlarca insanın yaşamını tehdit ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 1,3 milyar kişi hipertansiyonla yaşamaktadır. Türkiye'de ise her üç yetişkinden biri yüksek tansiyon hastasıdır. Üstelik birçok kişi hastalığının farkında bile değildir. İşte bu nedenle hipertansiyon, tıp dünyasında "sinsi katil" olarak adlandırılır. Çünkü çoğu zaman hiçbir belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve gözler başta olmak üzere birçok organda kalıcı hasara yol açabilir.
Hipertansiyon Nedir?
Kalbimiz, yaşamımız boyunca kanı tüm vücuda pompalar. Bu sırada damar duvarlarına belirli bir basınç uygulanır. Kan basıncının normal sınırların üzerinde seyretmesi hipertansiyon olarak tanımlanır.
Kan basıncı iki değerle ifade edilir: sistolik (büyük tansiyon) ve diyastolik (küçük tansiyon). Genel olarak 120/80 mmHg'nin altındaki değerler normal kabul edilir. Sürekli olarak 140/90 mmHg ve üzerindeki ölçümler ise hipertansiyon tanısını düşündürür.
Tansiyon ölçümü son derece basit bir işlemdir. Ancak doğru sonuç elde etmek için kişinin en az beş dakika dinlenmiş olması, ölçüm sırasında kolun kalp hizasında tutulması ve uygun manşon kullanılması önemlidir.
Neden "Sinsi Katil" Deniyor?
Hipertansiyonu tehlikeli yapan en önemli özellik, çoğu hastada uzun yıllar hiçbir belirti vermemesidir. Bazı kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, nefes darlığı, çarpıntı veya burun kanaması görülebilir. Ancak bu belirtiler genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.
Bu nedenle birçok kişi hipertansiyon tanısını rutin sağlık kontrolleri sırasında tesadüfen öğrenmektedir. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmeleri büyük önem taşımaktadır. Evde düzenli tansiyon takibi yapılması da erken tanı açısından oldukça değerlidir.
Kimler Risk Altında?
Hipertansiyonun gelişiminde hem genetik hem de çevresel faktörler rol oynar. Ailede hipertansiyon öyküsünün bulunması riski artırır. Bunun yanında ileri yaş, fazla kilo, hareketsiz yaşam tarzı, aşırı tuz tüketimi, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve kronik stres önemli risk faktörleri arasında yer alır.
Kontrol Altına Alınmazsa Ne Olur?
Tedavi edilmeyen hipertansiyon damar sertliğini hızlandırır ve kalbin sürekli yüksek basınca karşı çalışmasına neden olur. Sonuç olarak kalp yetmezliği gelişebilir. Beyin damarlarının etkilenmesi felç riskini artırırken, böbrek damarlarında meydana gelen hasar kronik böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ayrıca göz damarlarında hasar oluşturarak görme kaybına neden olabilir.
Diyabet ve yüksek kolesterol varlığında ise bu riskler katlanarak artmaktadır.
Hipertansiyondan Korunmak Mümkün
Sevindirici olan ise hipertansiyonun büyük ölçüde önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olmasıdır.
Tedavinin temelini sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturur. Sebze ve meyveden zengin, tam tahılların, balığın ve az yağlı süt ürünlerinin ön planda olduğu DASH diyeti kan basıncının kontrolünde oldukça etkilidir.
Tuz tüketiminin azaltılması da hipertansiyondan korunmanın en etkili yollarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramı (yaklaşık bir çay kaşığı) geçmemesini önermektedir. Oysa ülkemizde tüketim çoğu zaman bu miktarın üzerindedir. Bu nedenle sofrada tuz kullanımını azaltmak ve işlenmiş gıdaların tüketimini sınırlandırmak büyük önem taşımaktadır.
Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapılması önerilmektedir. Hızlı yürüyüş, yüzme, bisiklet ve dans gibi aktiviteler hem tansiyonun düşürülmesine hem de kalp sağlığının korunmasına katkı sağlar.
Sigarayı bırakmak, fazla kilolardan kurtulmak, düzenli uyumak ve stresle baş etmeyi öğrenmek de tedavinin vazgeçilmez parçalarıdır.
Yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavisi gereklidir. Doktor tarafından verilen ilaçların düzenli kullanılması hayati önem taşır. Kişinin kendini iyi hissetmesi, ilaçların bırakılabileceği anlamına gelmez. Tedavi mutlaka hekim kontrolünde sürdürülmelidir.
Erken Teşhis Hayat Kurtarır
Hipertansiyon bizden güçlü değildir. Düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, aktif yaşam tarzı ve gerektiğinde uygun tedavi ile bu sessiz düşmanın önüne geçmek mümkündür.
Bugün kendiniz ve sevdikleriniz için önemli bir adım atın: Tansiyonunuzu ölçtürün. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır.
Sağlıklı günler dileğiyle...