Bugun...


İrfan ONAN

facebook-paylas
KÜLLERİNDEN DOĞAN GÜÇ: ENGELLENEN BİR TARİHTEN HİPERSONİK ÇAĞA TÜRKİYE
Tarih: 19-05-2026 15:34:00 Güncelleme: 19-05-2026 15:39:00


Türkiye’nin savunma sanayii tarihi, yalnızca mühendislik başarılarının değil, aynı zamanda kesintiye uğratılmış hayallerin, yarım bırakılmış projelerin ve karanlıkta kalmış kırılma anlarının da tarihidir. Her dönemde görünmeyen bir elin, bu ülkenin kendi gücünü inşa etme iradesine müdahale ettiği iddiaları, bugün geriye dönüp bakıldığında daha ağır bir anlam kazanıyor.

 

 Her dönemde karanlık güçler, Türkiye’nin büyümesini ve güçlenmesini engellemek için her türlü yöntemi deniyor. Eğer Türk Savunma Sanayi Cumhuriyet döneminden bu yana engellenmemiş olsaydı, bugün dünya savunma sanayisini yönlendiren bir ülke olabilirdik.

 

Yazıyı yazmamdaki amaç; bugün Uluslar arası Savunma Sanayi çevrelerinde geniş yankı uyandıran ve Türkiye’nin İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 fuarında tanıttığı 'YILDIRIMHAN' kıtalararası balistik füze yapabilme kabiliyetine ulaşmanın, vermiş olduğu güç ve gurura dikkat çekmek. 6.000 kilometre menzil ve ağır harp başlığı kapasitesi ile Türkiye’de artık dünya Savunma Sanayinde ben de varım diyor. Eğer geçmişte gizli eller tarafından, savunma sanayimiz durdurulmasaydı belki de, bugün çok farklı bir nokta da olabilirdik. Biraz detaylandırarak Savunma Sanayimizin geçmişteki olaylara değinmek istiyorum.

 

TARİHİN KARANLIK PATLAMASI

 

2 Mart 1949. İstanbul Sütlüce. Saatler 17:10’u gösterdiğinde peş peşe gelen üç patlama, yalnızca bir fabrikayı değil, bir vizyonu da paramparça etti. O gün hayatını kaybeden Nuri Killigil, sadece bir sanayici değil; savaşın ortasında ambargoları aşarak üretim yapabilen bir aklın temsilcisiydi. Onunla birlikte 27 çalışanı da alevlerin içinde kaldı. Haliç’e düşen sadece bir fabrikanın enkazı değil, Türkiye’nin yerli füze sanayisinin ilk büyük atılımıydı.

 

BU YALNIZCA BİR BAŞLANGIÇTI.

 

I. Dünya Savaşı yıllarında cephanesizlik içinde kendi imkânlarıyla üretim yapan Kirkor Divarcı, devlet desteği yerine kapatılan bir atölyeyle karşılaştı. Buna rağmen yılmadı. Nişanlısıyla biriktirdiği son parayı hayaline yatırdı. Marmara roketleriyle ulaştığı başarı, Türkiye’yi dünya sıralamasında üçüncülüğe taşıdı. Ancak bir gece çıkan yangın, sadece evini değil; tüm projelerini, emeğini ve geleceğe dair ihtimalleri de kül etti.

 

Haliç’te modern bir savunma tesisi kuran Şakir Zümre ise Türkiye’nin ilk uçak bombalarını ve denizaltı mühimmatlarını üretmişti. Üstelik sadece iç pazar için değil, dünya için üretim yapıyordu. Ancak II. Dünya Savaşı sonrası gelen dış yardımlar ve değişen politik tercihler, yerli üretimin önünü kesti. Siparişler kesildi, destek çekildi. Bir zamanların stratejik tesisi, soba üretimine mahkûm edildi. Zümre’nin öfkesi, dönemin karar vericilerine yönelmiş bir çığlık olarak tarihe geçti.

 

ROKETLER VE UMUTLAR

 

1962’de İTÜ’lü öğrencilerin geliştirdiği Hürriyet-2 roketi, 15 kilometre irtifaya ulaşarak Türkiye’yi roket teknolojisinde dünya ile aynı seviyeye getirmişti. Ancak bu başarı “bütçe yok” gerekçesiyle sürdürülemedi. Türkiye, tam 40 yıl boyunca başkalarının teknolojisini izlemek zorunda kaldı.

 

Sonraki yıllarda Bandırma Füze Kulübü, bağımsız girişimler ve sınırlı projelerle bu irade diri tutulmaya çalışıldı. Ancak 1980’lerde dahi, yerli üretim yerine “daha ucuza dışarıdan alma” fikri ciddi biçimde tartışıldı ve yıllar kaybedildi.

 

Bugün geriye dönüp bakıldığında soru net: Bu insanlar, bu projeler, bu irade kesintiye uğramasaydı Türkiye nerede olurdu?

 

Tarih, 7 Nisan 2026. Türkiye, Roketsan tesislerinde yeni bir eşiği daha geride bıraktı. Adı henüz açıklanmayan yeni nesil bir füze ilk kez kamuoyuna sunuldu. Tayfun ailesinin ötesine geçen bu sistem, Mach 5 üzeri hipersonik hız kapasitesiyle dikkat çekiyor. Aynı törende envantere giren sistemler —Tayfun, Siper, Atmaca, Hisar-A, Hisar-O, Sungur, Çakır ve SOM— yerli mühendisliğin geldiği noktayı ortaya koyuyor.

 

Bugün Türkiye, SİHA ihracatında dünya liderlerinden biri. Balistik füze üretebilen sınırlı sayıdaki ülkeler arasında. Hipersonik teknoloji geliştiren sayılı devletlerden biri. Ve en önemlisi, kendi savunma sistemini kendi tasarlayıp üretebilen bir ülke.

 

60 yıl önce bir öğrenci roketine “bütçe yok” denmişti. Bugün “YILDIRIMHAN” balistik füzesinin hızı, ses hızının 25 katına (Mach 25) kadar ulaşabilmekte ve 6000 km menzil ve 3 tonluk mühimmat taşıma kapasitesiyle dünyada güçlü ülkeler sıralaması içindeyiz. Geç kalındı. Evet. Ama vazgeçilmedi.

 

Ve en önemlisi de artık, o eski soru sorulmuyor: “Dışarıdan alsak daha ucuz olmaz mı?”



Bu yazı 1499 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI